<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CiCiSohbet.Com, Chat, Sohbet, Sohbet OdaLarı, Sohbet SiteLeri, Muhabbet &#187; Eğitim BiLimLeri</title>
	<atom:link href="http://www.cicisohbet.com/kategori/egitim-bilimleri-odev-odev-arastirma-odevi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cicisohbet.com</link>
	<description>CiCiSohbet.Com Sohbet OdaLarı, Sohbet SiteLeri, Chat KanaLLarı Siteniz.!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Jan 2012 15:21:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>EdiSonun KişiSeL ÖzeLLikLeri</title>
		<link>http://www.cicisohbet.com/edisonun-kisisel-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.cicisohbet.com/edisonun-kisisel-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:28:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>CiCiSohbet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim BiLimLeri]]></category>
		<category><![CDATA[edisonun buluşları nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[edisonun hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[edisonun kişisel özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[edisonun kişisel özellikleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[edisonun tarihte yaptıkları nelerdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cicisohbet.com/?p=1651</guid>
		<description><![CDATA[Edisonu hepimiz tanırız.Hatta edisonun bir espirini hepimiz yaparız.Ve bu espiri ile edison kimdir nedir birden aklımıza gelir. ” Elektiriği edison buldu parasını biz ödüyoruz” Şeklinde espiri ile edison kimdir nedir hemen anlıyoruz.Edisonun hayatı ve çocukluğu nasıl biliyormusnuz. Peki edison kimdir.Peki edison kaç yaşında öldü.Edison hangi tarihler arası yaşadı.Edison ne zaman doğdu edison ne zaman öldü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Edisonu hepimiz tanırız.Hatta edisonun bir espirini hepimiz yaparız.Ve bu espiri ile edison kimdir nedir birden aklımıza gelir. ” Elektiriği edison buldu parasını biz ödüyoruz” Şeklinde espiri ile edison kimdir nedir hemen anlıyoruz.Edisonun hayatı ve çocukluğu nasıl biliyormusnuz. Peki edison kimdir.Peki edison kaç yaşında öldü.Edison hangi tarihler arası yaşadı.Edison ne zaman doğdu edison ne zaman öldü .<br />
Edison asıl ismi Thomas Edison 1847 yılında doğdu.Edison 1931 yılında ölmüştür.<span id="more-1651"></span><br />
Thomas Edison (1847 – 1931)<br />
Edisonun hayatı ve çocukluğu<br />
Şu an elektriksiz yaşanmayacağını hepimiz biliyoruz bu nedenle edison insanlık tarihinin en büyük mucit’idir.Amerikada doğmuştur.Edison’un çocukluğu ndan bahsedersek 7 yaşında falan ailesi ile birlikte michigan adlı kasabada ilköğrenime başladı<br />
Ve çok ilginç bir şey ki 3 ay sonra algılamasının yavaş olması sebebi ile okuldan uzaklaştırıldı.(ulan bunu atan adamlarda kafa mı var) Okuldan atılmasından sonra edison özel öğretmen ile 3 yıl boyunca eğitim gördü.Edison hayatı boyunca meraklı ve yaratıcı kişiliği ile sahip olması sebebi ile 10 yaşında biz kendimizi zeki zanneden şimdiki gençlerin asla ilgilenmediği kimya ve fizik kitaplarına merak sarmış(hemen fizik ve kimya kitabı alın tavsiyem<br />
Edisonun çocukluğu<br />
Edison hayatı’na 12 yaşına geldiğinde ailesine maddi katkı sağlamak amacı ile trende gazete satmaya başlamıştır.İşte türklerle en büyük benzer özelliği hem çalışırım hem ders yaparım mantığı ile evlerinde bulunan laboratuvarı trendeki yük vagonuna taşıdı ve edison çalışmalarına burada devam etti.<br />
O zamanlarda Edison; Michael Faraday’ın “Experimental Research in Electricity” isimli yapıtını okudu ve acayip bir şekilde etkilendi. Bu olaydan sonra bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine önem vererek hem not tuttu hemde daha fazla çalışmaya başladı.<br />
1868 yılında Edison kendine bir atölye kurdu ve aynı yıl içinde elektrikle çalışan bir oy kayıt makinasının ”isim hakkını ” aldı.Aygıt çok ilgi topladı ama sadece meraktan bakan kişiler olduğu için satılmadı.Ve para pulu biten Edison hayatı na bostondan ayrılıp newyorkta yaşamaya başladı.<br />
Edison hayatı altın borsasının düzenlerken kullanılan telgraf ‘ın bozulması ile yeni bir yola girdi.Borsa yetkili kişilerin istemesi üzerine aygıtı başarılı bir şekilde tamir eden Edison,Western Union Telegraph Company’den geliştirilmeye çalışan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı.Ve bunun sayesinde bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik adlı şirketini kurdu. Ve sattığı patentlerle kısa zamanda önemli bir servet edindi.<br />
Edison hayatına kazandığı bu paralarla New Jersey’deki Newark’ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üreterek devam etti.Biraz zaman geçtikten sonra imalathanesini kapatarak New Jersey’deki Menlo Park’ta bir araştırma laboratuvarı kurdu.Ve tüm zamanını yeni buluşlar bulmaya yönelik harcadı.<br />
Edison ,1876′da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çalışmaya başladı.Bu aygıtın içeriğine karbondan iletici ekledi ve telefonu yetkinleştirmeyi başardı.Ses dalgalarının dimamikliği üzerine yağtığı çalışmalar sonucu 1877 de sesi kaydedip tekrarlayan gramafon denen icatı geliştirdi. Tüm dünyada beğenilen ve duyulan bu buluşu ününün uluslararası düzeyde yayılmasına neden oldu.<br />
Edison genelde başkalarından ilham alarak daha doğrusu kopya çekerek bana göre yapılmış olan icatları geliştirip daha üstün özellikler getirmiştir.İşte bunlardan biri olan edisonun icatlarından diğeri 1878 de<br />
1878′de William Wallace’in yaptığı 500 mum güçündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company’yi kurdu. Oksijenle yanan elektrik arkı yerine havası boşaltılmış bir ortamda (vakum) ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. bu tasarımın amacı ile 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmak niyeti ile uğraştı didindi.. Sonunda 21 Ekim 1879′da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. 3 sonra New York sokakları bu lambalarla aydınlanacaktır.Tabiki şimdi bütün dünyada bütün gezegende mevcuttur.<br />
İki kez evlenerek altı çocuk sahibi olan Edison, 1931 yılında New Jersey’de hayata gözlerini yumdu.<br />
EDİSONUN HAYATI<br />
EDİSONUN ÇOCUKLUĞU<br />
İnsanlık tarihinin en büyük mucitlerinden biri olan Thomas Edison, 1847de Amerikanın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.<br />
Oniki yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison; Michael!Faradayın Experimental Research in Electricity adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı.<br />
EDİSON’UN BAŞARILARI<br />
1868′de kendine atölye kurdu ve aynı yıl geliştirdiği elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı. Aygıt oldukça ilgi topladı ama kimse tarafından satın alınmadı. Tüm parasını yitiren Edison, Boston’dan ayrılarak New York’a yerleşti. Edison’un şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü. Borsa yetkililerinin istemi üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph Company’den geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik şirketini kurdu. Ve sattığı patentlerle kısa sürede önemli bir servet edindi.<br />
Bu parayla New Jersey’deki Newark’ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye başladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jersey’deki Menlo Park’ta bir araştırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluşlar yapmaya yönelik çalışmalara ayırdı.<br />
Edison, 1876′da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çalışmaya başladı. Aygıta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak 1877′de sesi kaydedip yineleyebilen gramafonu geliştirdi. Geniş yankı uyandıran bu buluşu ününün uluslararası düzeyde yayılmasına neden oldu.<br />
1878′de William Wallace’in yaptığı 500 mum güçündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company’yi kurdu. Oksijenle yanan elektrik arkı yerine havası boşaltılmış bir ortamda (vakum) ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. Bu amaçla 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı. Sonunda 21 Ekim 1879′da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. Üç yıl sonra New York sokakları bu lambalarla aydınlanacaktı.<br />
İki kez evlenerek altı çocuk sahibi olan Edison, 1931 yılında New Jerseyde hayata gözlerini yumdu.<br />
Thomas Edison 1847′de Amerikanın Ohio kentinde doğmuştur. Son yüz yılın en büyük bilim adamlarından biridir. Binlerce icadı vardır. Ailesi Edison yedi yaşındayken Michigan’a taşındı. Buradaki ilkokul öğretmeninin okuyamayacak kadar aptal demesiyle okuldan alındı. Edison 12 yaşında para kazanmak için tren yollarında gazete satmaya başladı. Ancak kendisi Port Huron Detroit demir yolunda deney yaparken bir patlama sonucunda çıkardığı yangında vagon şefinin sert tokadı kulağına denk geldi ve Edison’u sağır etti.<br />
1864′de tek tel üzerinde karşılıklı konuşmayı sağlayan telgraf aletini icat etti ve bunun sayesinde bir çok telgraf şebekesi şirketinin mühendisliğini yaptı. Tek tel üzerinde karşılıklı konuşmayı sağlayan telgraf aletini kırk bin dolara sattı ve zenginleşti ve bu daha o zamandan Edisonu ünlü birisi yapmıştı.<br />
Edison 1869′da kendisine laboratuar kurarak fizik, kimya ve elektrikle ilgili deneyler yapmaya başladı. Bu arada borsa kurlarını otomatik olarak kaydeden bir makine icadıyla yılda yaklaşık altı yüz dolarlık gelir sağladı. Daha sonra New Jersey’de kendine ait Menlo Park fabrikasını kurdu. Buluşlarının bir çoğunu burada yaptı. Daha sonra mikrofanı icat ederek Graham Bell’in telefonunu geliştirdi. Bundan sonra çok önemli iki icat daha yaptı biri 1877’de Motograf denen elektrikli yazı makinasını icat etti. Bir yıl sonrada 1878’de Fonograf’ı icat etti. Daha sonra Telefonograf’ı ve Aerograf’ı buldu.<br />
1883′de hayatının en büyük icadını gerçekleştirdi ve Edison etkisi denen olayı gerçekleştirdi yani ısıtılmış bir filamanın moleküler boşlukta elektron yayınlanmasını buldu. 1883′te bulduğu bu olay sıcak katotlu tüplerin temelini oluşturdu. Daha sonra Akkor lambanın üretimini geliştirmeyi başardı, bu da ampulün halk arasında yaygınlaşmasını sağladı. 1891′de kinestopu icat etti.<br />
Edison aynı zamanda şu anda dünyanın en büyük zevklerinden biri olarak gösterilen sinema göstericisini icat etti ve 1895′ten başlayarak sinema göstericisini piyasaya sürdü.<br />
thomas edison hayatı<br />
thomas Edison (1847 – 1931)<br />
nsanlık tarihinin en büyük mucitlerinden biri olan Thomas Edison, 1847’de Amerika’nın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.<br />
Oniki yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison; Michael!Faraday’ın “Experimental Research in Electricity” adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı.<br />
1868′de kendine atölye kurdu ve aynı yıl geliştirdiği elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı. Aygıt oldukça ilgi topladı ama kimse tarafından satın alınmadı. Tüm parasını yitiren Edison, Boston’dan ayrılarak New York’a yerleşti. Edison’un şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü. Borsa yetkililerinin istemi üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph Company’den geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik şirketini kurdu. Ve sattığı patentlerle kısa sürede önemli bir servet edindi.<br />
Bu parayla New Jersey’deki Newark’ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye başladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jersey’deki Menlo Park’ta bir araştırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluşlar yapmaya yönelik çalışmalara ayırdı.<br />
Edison, 1876′da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çalışmaya başladı. Aygıta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak 1877′de sesi kaydedip yineleyebilen gramafonu geliştirdi. Geniş yankı uyandıran bu buluşu ününün uluslararası düzeyde yayılmasına neden oldu.<br />
1878′de William Wallace’in yaptığı 500 mum güçündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company’yi kurdu. Oksijenle yanan elektrik arkı yerine havası boşaltılmış bir ortamda (vakum) ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. Bu amaçla 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı. Sonunda 21 Ekim 1879′da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. Üç yıl sonra New York sokakları bu lambalarla<br />
ydınlanacaktı.<br />
İki kez evlenerek altı çocuk sahibi olan Edison, 1931 yılında New Jersey’de hayata gözlerini yumdu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cicisohbet.com/edisonun-kisisel-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>9. Sınıf Dil Ve Anlatım Kitabı Tüm Soruların Cevapları</title>
		<link>http://www.cicisohbet.com/9-sinif-dil-ve-anlatim.html</link>
		<comments>http://www.cicisohbet.com/9-sinif-dil-ve-anlatim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 12:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>CiCiSohbet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim BiLimLeri]]></category>
		<category><![CDATA[9. dil ve anlatım noktalama işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım 1. ünite]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım ders kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım ders notları]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım dersi]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf dil ve anlatım konuları]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf türk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[dil ve anlatım ders notları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cicisohbet.com/?p=597</guid>
		<description><![CDATA[Öğretim Yılı’nın ilk günlerinde sizler için kitaplarınızdaki tüm soruların cevaplarını buldum ve yayınlıyorum. Umarım herkes için faydalı olur. Ama siz siz olun buradan alıp kitaba yazmayın. Adam olun, derslerinize çalışın. Yapamadığınız soruları buradan bakmanızı öneriyorum. 9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları 3. ve 7. Sayfalar Arasındakı Etkinlik ve Ölçme Değerlendirme Cevapları Sayfa 3: Soru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğretim Yılı’nın ilk günlerinde sizler için kitaplarınızdaki tüm soruların cevaplarını buldum ve yayınlıyorum. Umarım herkes için faydalı olur. Ama siz siz olun buradan alıp kitaba yazmayın. Adam olun, derslerinize çalışın. Yapamadığınız soruları buradan bakmanızı öneriyorum.<br />
9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları 3. ve 7. Sayfalar Arasındakı Etkinlik ve Ölçme Değerlendirme Cevapları<span id="more-597"></span><br />
Sayfa 3:<br />
Soru 2 ) Tarih önesi devirlerde bu şekiller yazı olarak kullanılırdı.İnsanlar bu şekillerle birbirlerile iletişim kurarlardı…<br />
Sayfa 4)<br />
Soru 1) Metne göre iletişim iki kişi arasındaki her türlü anlam alışverişine denir<br />
Soru 4) Dille gerçekleştirilen iletişim hem sözlü hem de yazılı olarak gelecek nesillere aktarılmak için saklanabilir.Bu sebepten dolayı dille gerçekleştirilen iletişim diğer iletişimlerden daha da gelişmiştir<br />
Sayfa 5)<br />
çünkü insanların aralarındaki sorunlarını çözebilmesi için<br />
çünkü insanların düşüncelerini birbirlerine aktarması için<br />
çünkü çağımızı modernleştirmek için<br />
çünkü kültürümüzü geliştirmek için<br />
Sayfa 6)<br />
4.etkinlik<br />
gönderici&gt;babam, ilet&gt;bilgisayarı kapattın mı?, kanal=sözlü, alıcı=çocuk, dönüt=evet, bağlam=ev ortamı<br />
5.etkinlik&gt;<br />
gönderici:trafik ışığı<br />
ileti:dur<br />
alıcı:arabalar<br />
dönüt:arabalar durur<br />
bağlam:yol ortamı<br />
Sayfa 7),<br />
9.etkinlik<br />
oduncu=ağaçlar<br />
çiftçi=hasat zamanı<br />
öğretmen=okulların açılması<br />
10.etkinlik=dil göstergesi:konuşmak<br />
doğal gösterge:bitkiler,havalar,sıcaklık</p>
<p>9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 8 ve 20. Sayfalar Arası<br />
sayfa</p>
<p>11.etkinlik=konuşarak karşı tarafa söylemek istediğimizi rahat anlatırız<br />
bakarken yüz mimiklerimiz ve ifadelerimizlede iletişim sağlayabiliriz<br />
sayfa 9)</p>
<p>15.etkinlik<br />
kulgak:kulak<br />
kangı:?Hangi<br />
edgü:Etki<br />
kadgu:Kaygı<br />
Sayfa 9) ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME<br />
1.gönderici:baba ileti:kavga etmemesi dönüt:artık kavga etmeyin<br />
alıcı ğul<br />
Sayfa 10)</p>
<p>soru 3:1 yanlış,2doğru<br />
4:a<br />
5:b<br />
6:c<br />
7:b<br />
8:a<br />
Sayfa 15:ölçme ve değerlendirme<br />
1.soru<br />
d<br />
d<br />
2.soru<br />
e<br />
sayfa 19)<br />
2.yukarıdakiverilen metinlerde konuşma dilinde yazı diline……..<br />
KONUŞMA DİLİ YAZI DİLİ<br />
ööretmen öğretmen<br />
duyduuma duyduğuma<br />
ayrılcakmışsınız ayrılacakmışsınız<br />
iişallah inşallah<br />
dooru doğru<br />
diildir değildir<br />
eyer eğer<br />
hakkaten hakikaten<br />
diyer diğer<br />
öörencileriniz öğrencileriniz<br />
üzülücez üzüleceğiz<br />
herkez herkes<br />
geş geç<br />
te de<br />
deyerinizi değerini v.b….<br />
20.sayfa<br />
Anlama Yorumlama<br />
4.etkınlık<br />
ağız,şive,insan,gelenek görenek,konuşma,lehçe denir</p>
<p>9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 23. ve 30. Sayfalar arası<br />
ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI SAYFA 23:<br />
1-)A<br />
2-)D<br />
3-)A<br />
4-)E<br />
5-)A<br />
6-)D<br />
7-)C<br />
8-)C<br />
SAYFA 27:<br />
1. KÖKEN: soy, asıl.<br />
3.kütüphanede kitaplar daha toplu, düzenli,herhangi bir kitap arandığında bulma kolaylığıolabileceği için sınıflandırılır.<br />
4.dillerin hepsi ortak bir soya sahiptirve bu diller zaman içerisinde soylarından kopup kendi soylarını oluşturmaya başlar, akrabalıklar oluşur.<br />
5.ortak dil ailesine mensup dillerin aynı yapıda olması gerekmez.çünkü diller sürekli yenilerme değişme içerisindedir, dil ailesinden kopabilir.<br />
6.türk dili geni bir tarihe sahiptirve yenileşme içerisindeçeşitli kollara ayrılmıştırböylece daha geniş coğrafyalara ayrılmıştır.<br />
1. ETKİNLİK SAYFA 29:<br />
Tek Heceli Diller: Çince, Tibetçe ve Afrika dilleri.<br />
Eklemeli diller: Türkçe, Moğolca ve Macarca.<br />
Çekimli Diller: Arapça,İngilizce ve Fransızca.<br />
————–<br />
ÖLÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 30:<br />
1-)<br />
…….Akraba diller ya da diller ailesi denir.<br />
…….Hint-Avrupa<br />
2-) *D<br />
*Y ==&gt; Çünkü çekimli dildir.<br />
*Y ==&gt; çünkü moğolcadır.<br />
*Y ==&gt; Çünkü Bantu dil ailesindendir.<br />
3-)E<br />
4-)C<br />
5-)B<br />
6-)E<br />
7-)A</p>
<p>9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 43-47. Sayfalar Arası<br />
Sayfa 43 te<br />
1.soru<br />
üçüncü şahsın şiirinde noktalama işaretleri yok bu yüzden vurgu ve tonlamaya önem verilmez düz yazı gibi okunur ötekisinde ise vurgu ve tonlamya önem verilir çünkü nerde durup nerde sesimizi yükseltçeğimizi biliriz<br />
2.soru<br />
duraklama yerleri noktaların olduğu cümleler<br />
3.soru<br />
duraklamalar anlamı etkiler<br />
Sayfa 45<br />
1)perili köşk hikayesinde diyalog bölümleri farklı ses tonları ile söylenir.<br />
2)farklı ses tonlarıyla ses tonları ile söylendikleri zaman değişlikler olur<br />
3)arkasındaki:<br />
parlıyordu=küçük ünlü uyumuna uymaz. ünlü daralması vardır.<br />
gösterdiğim= yumuşama vardır.söyleyişiyi kolaylaştırır<br />
tavuğu=küçük ünlü uyumunu bozar. yumuşama vardır söyleyişiyi kolaylaştırır<br />
gözüyle=ünlü düşmesi,takılaşma,”y” kaynaştırma harfidir<br />
hissetmeyince=ünsüz türemesi vardır söyleyişiyi kolaylaştırır.<br />
hükmetmezdi=ünlü düşmesi vardır söyleyişiyi kolaylaştırır<br />
görünüyor=büyük ünlü uyumuna ve küçük ünlü uyumuna uymaz !<br />
Sayfa 47<br />
5. etkinlik<br />
Bir solukta okumaya çalıştığımız metinde noktalama işaretleri yok.Bu yüzden duraklamadan,vurguya dikkat etmeden okuyoruz. Bu da metinden hiç birşey anlamamamıza sebep oluyor.<br />
Diğer metinde ise noktalama işaretleri var. Noktalama işaretlerine,vurguya,tonlamaya dikkat ettiğimiz için metin rahatlıkla anlaşılabiliyor.<br />
6.etkinlik<br />
noktalama işaretlerine ve anlama dikkat ederim<br />
7. etkinlik<br />
1. zorlaştırıyor<br />
2. eder özellikle tutukluk kusuruna sahip olan kişilerde<br />
3. evet çünkü okuması güçlü olmayan bir kişi ikinci okumada bazı boğumlama kusurlarını düzeltebilir<br />
4. duraklardaki nefesi göstermektedir</p>
<p>4.soRuuu = O = yuvarlak-kalın-geniş<br />
U =yuvarlak-kalın-dar<br />
A =geniş-kalın-düz<br />
Ö=yuvarlak-ince-geniş<br />
E=düz-geniş-ince<br />
I=kalın-dar-düz<br />
İ=ince-dar-düz<br />
ölçme değerlendirme<br />
1.tonlama<br />
durak<br />
2.d/y<br />
3.gi/yok/iz/tah/şak/dan/ba/du/şim/çık/lan/çü/miş/bak/bak/bek/daş/ten/yar</p>
<p>9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 54 ve 62.Sayfalar Arası<br />
Sayfa 54 ve Sayfa 55<br />
1- b,c,d,g,ğ ünsüz yumuşaması<br />
p,ç,t,k ” benzeşmesi<br />
hece düşmesi ” düşmesi<br />
ünlü türemesi ” türemesi<br />
2-D,D,D,D,D<br />
3B 4C 5C 6A<br />
SAYFA 58:<br />
5.ETKİNLİK:<br />
yanlış yazılmış kelimeler-kelimelerin doğru yazımı-yazılış sebebi<br />
- tv’de: TV de: tv büyük yazılır.<br />
- baştanbaşa: baştan başa: ikilemeler ayrık yazılır.<br />
- evde ki hesap: evdeki hesap: ek olan -ki bitişik yazılır.<br />
- deniz altı(araç): denizaltı: birleşik yazılır.<br />
- yaptıki: yaptı ki: bağlaç olan -ki ayrı yazılır.<br />
- geldi: Geldi: cümledir. cümleler büyük harfle başlar.<br />
- Ahmet bey: Ahmet Bey: özel isimlerden sonra gelen ünvanlar büyük harfle başlar.<br />
- hiçmihiç: hiç mi hiç: -mi ayrı yazılır.<br />
- gelmiyen: gelmeyen<br />
- bir takım(insanlar): birtakım<br />
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:<br />
1- 1. boşluk: birleşik<br />
2. boşluk: birleşik<br />
2-D, Y, Y<br />
3-D<br />
4-E<br />
5-D<br />
6-B<br />
7-E<br />
8-kelimelerin doğru yazılmış halleri: burnuna, Kazakça, terk etmek, redetmek, anlayacak, büyükçek, Karabük’e 23′te<br />
9- bağlaç olan -ki, ek olan -ki, ilgi eki olan -ki<br />
Sayfa 62</p>
<p>ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:<br />
1- 1.boşluk: üç nokta<br />
2.boşluk: iki nokta<br />
3.boşluk: -<br />
4.boşluk: tırnak işareti<br />
5.boşluk: parantez<br />
2-D, D, Y, D<br />
3-D<br />
4-E<br />
5-A<br />
6-A<br />
7-D<br />
8-D<br />
9-B</p>
<p>9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 71 ve 83.Sayfalar Arası<br />
SAYFA 71:<br />
6.etkinlik<br />
basit kelimeler su,çabuk,adam,bardaklarıı,erkekler,kadıni ihtiyarı,kadına…türemiş kelimeler:boyacısı,satan,boyalı,şekerci,iziznli,sa ygılı,parl atıp,ıslanıca,boyama,işlem,tutku,<br />
birleşik kelimeler:ayakkabı ,cumartesi<br />
7. etkinlik<br />
yapım eki almış kelimeler:ıslanınca,boyama,tutku,işlem,boyacı,izin li,şekerci,yenmiş,<br />
çekim eki almış kelimeler:bardaklarını,erkekler,ihtiyarı,kadına,ış ıdı,askerler,ediyorlardı,kişileri<br />
yapım-çekim eki almış kelime:durmadan,üstünde,işlemlerine<br />
SAYFA76:<br />
1-Y,D,D<br />
2-C<br />
sayfa 77:<br />
3-B<br />
4-B<br />
5-kitab-ı ver:belirtme hali<br />
kiatb-ı kaybolmuş:iyelik eki<br />
gez-i güzeldi:fiilden isim yapan ek<br />
okul-a gitti:yönelme hali<br />
saat üçe beş kal-a geldi:zarf fiil eki<br />
eli kan-a-dı:isimden fiil yapan ek<br />
8-kiloca o….:bakımından anlamı<br />
yürekler acısı…….:abartma anlamı<br />
böyle çocukça……:benzerlik anlamı<br />
dayımlar yaza…..:yok<br />
sınıftaki Ali’ler……:aynı adı taşıyanlar<br />
gelen misafirleri kapıda……:bulunma hali<br />
gelen misafirleri ayakta……..:bulunma hali<br />
bireden ayağa…….:ayrılma hali<br />
senden iyi arkadaş…….:ayrılma hali<br />
bence bu kazak……..:göre anlamı<br />
küçükken sıkıntıdan…….:ayrılma hali<br />
her taraf kağıttan…….:ayrılma hali<br />
bir saat önce seni okulda………:bulunma hali<br />
işe gitmek……….:yönelme hali<br />
4.etkinlk syf 83<br />
kuşun kanadını tedavi ettirdi = gerçek anlam<br />
Uçağın kanadında arıza çıktı = yan anlam<br />
Kırıldı kanadım kaldım çaresiz = mecaz anlam<br />
Takımın sağ kanadı bu maçta iyiydi = terim anlam</p>
<p>Sayfa 84<br />
3.Macera başlamak üzereymiş o gün,<br />
Sürücelmiş bu ateş yıllarca … istiare yapılmıştır benzetilen ateş<br />
4.Bir ruh o derin bahçede …ruh kelimesi insan sözcüğü yerine kullanılmıştır mecazı mürsel yapılmıştır<br />
5.Ey benim sarı tamburam,<br />
sen ne için inlersin?<br />
içim oyuk…. hem mecaz hem gerçek anlamını düşündüren sözcükler vardır tamburanın içi gerçekten oyuktur ayrıca kişi mecaz olarak içim oyuk derken derdini ifade etmek istemiştir kinaye sanatı yapılmıştır<br />
6.hediye namıyla bir şey gönderme…. Huzuri<br />
şair burada cimri ve bencil birisini eleştirmektedir “komşun evi yanar iken söndürme” derken tam tersini imalı bir şekilde ifade etmek istiyor yani tariz sanatı yapılmıştır</p>
<p>6.etkinlik Sayfa 85<br />
örnekler mecaz çeşidi mecazın nasıl yapıldığı<br />
Kara günümde elimden tuttu = mecaz = kara kelimesi gerçek anlamın dışında<br />
Ani bir üzüntü…. = istiare = alev gömleği aşık olmya benztlmiş<br />
Kır ata nal mı dayanır?…. = kişileştirme = dağların uykdn uyndrlması teşhs yplmıs<br />
Ayağını yorganına göre uzat = kinaye = hem gerçek hem mecaz…<br />
Hafız Osman… = istiara = bezetilen ışık benzeyen hafız osman<br />
Mor menekşe … = intak , teşhis = menkşe konşturlmş ve insn kşiliği almış<br />
Her nereye…. = tariz = tam tersini dmk istemis<br />
Böyle çalışırsan…. = tariz = aslında olamayacağını ifade etmktdir<br />
Gönlüm gibi… = teşhis = gönlünü nameye(mektuba) benzetmiş<br />
Evden izin almadan… = M.Mürsel = ev derken aile demeke iistiyor<br />
Şişler hazır… = m.mürsel = şişler derken etlerden kastediyor</p>
<p>Sayfa 91))<br />
1)yazı yazmaktan elim koptu,yazın piknikte top oynuyoruz<br />
bagdan üzüm topladık.bag evinde annenlermi var<br />
ayşegül bize geldi<br />
arkadaşıma gül aldım<br />
3 etkinlik)yaşı eş sesli<br />
güçlü)eş anlamlı<br />
aglrım)zıt anlamlı<br />
eşimiz)yakın anlamlı<br />
SAYFA 93:<br />
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:</p>
<p>1-Y, D<br />
2-eş anlamlı, zıt anlamlı, eş sesli bu sıraya göre yazıyorum<br />
-mektep:yok-yok<br />
-endişe:yok-yok<br />
-ak:siyah-yok<br />
-yok-tembel-yok<br />
-yok-kısa-yok<br />
-surat-yok-sayı,yüzmek,para<br />
-yok-kaybet-kazan,kazanmak<br />
-kırmızı-ver-yok<br />
3-kelimeler ve eş anlamları<br />
yaşlı: ihtiyar<br />
gelecek: istikbal<br />
hayat: yaşam<br />
tekrarla: yinele<br />
yenilgi: mağlubiyet<br />
duy: işit<br />
öykü: hikaye<br />
eser: yapıt<br />
sene: yıl<br />
akran: yaşıt<br />
şen: neşeli<br />
olasılık: ihtimal<br />
SAYFA 95<br />
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:<br />
BOŞLUKLAR:<br />
1-yan, mecaz, mecaz<br />
2-D, Y, D<br />
3-E<br />
4-C</p>
<p>SAYFA 101<br />
7.ETKİNLİK:<br />
BELİRTİLİ İSİM TAMLAMALARI:<br />
-benim saçlarım<br />
-havvanın saçları<br />
-halının içi<br />
BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI:<br />
-misafir odamızdaki<br />
ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI:<br />
-okul kitabımdaki maymunun burnu<br />
Sayfa 109:<br />
ölçme ve değerlendirme:<br />
1-C<br />
2-D<br />
3-D<br />
4-A<br />
5-A<br />
6-B<br />
7-B<br />
8-D<br />
10-B<br />
111.sayfa<br />
1a<br />
2a<br />
3d<br />
4d<br />
5e<br />
sayfa 115;<br />
hazırlık soruları değil ama Hayat Böyledir işte metninin altındaki soruların cevabı;<br />
1.soru<br />
noktayla ayrılması ve cümleyi oluşturan öğelerin bulunması…<br />
2.soru<br />
yüklem cümlede yargı bildirir…bu nedenle önemlidir…<br />
3.soru<br />
isim-fiil cümlesidir…(oradn herhangi bir cümle seç…)<br />
4.soru<br />
yargı üzerinde taşır.bir yüklem bir cümledir!<br />
5.soru<br />
kelime grupları birbirinden ayrılamaz…onlar kalıplaşmışlardır,bir bütünlerdir….!<br />
117 2.etkinlik;<br />
Bunlar bu atı ,düğün koşusunda koşmak için hazırlıyorlar.(bunlar:özne,düğün koşusunda koşmak için:zarf tümleci,hazırlıyorlar:yiklem)<br />
Biletlerini alıp üçüncü mevkiye yrleşince rahat ettiler.(gizli özne “onlar”,üçüncü mevkiye yerleşince:zarf tümleci,rahat ettiler:yüklem)<br />
118 ölçme değerlendirme<br />
1).<br />
..geçişli fiil…<br />
..zarf tümleci…<br />
2)<br />
D<br />
D<br />
y<br />
D<br />
D<br />
Y<br />
3d<br />
4A<br />
5a<br />
6C<br />
SAYFA 123<br />
1)<br />
…..BASİT CÜMLE….<br />
…..BAĞLI CÜMLE…<br />
2)<br />
D<br />
D<br />
3 A 4 A 5 B<br />
6)HALİNİ BELİRTMEK,ANLAMI PEKİŞTİRMEK İÇİN YAN CÜMLE GEREKLİDİR.<br />
7)İSİM CÜMLESİDİR<br />
YAPISI SIRALI CÜMLE</p>
<p>BİRLEŞİK CÜMLE:Ğ I C Ç<br />
SIRALI CÜMLE:E H A<br />
BAĞLI CÜMLE:F G<br />
BASİT CÜMLE D B<br />
sayfa 124<br />
tablo<br />
birleşik cümle<br />
ğ,ı,c,ç<br />
sıralı cümle<br />
e,h,a<br />
basit cümle<br />
d,b<br />
bağlı cümle<br />
f,g<br />
125-127. sayfalar<br />
hazırlık 1.soru: lokomotifitir. cünkü;trenin her bölmü ona bağlıdır.<br />
2.soru:kelime grupları<br />
3.soru:ilietişimin olması için iki kişi olması lazım.bir gönderici iki alıcı ve diğer unsurlar kanal bağlam gibi…<br />
4.soru : ortam, mekan cok önemlidir. söylenmek istenen söz söyleneceği yerinde anlamlıdır bu karsısındaki kişinin anlaması için önemlidir.<br />
sayfa 127 1. etkinlik:cümlede götürüverdi kelimesi olmasaydı herhengi bir yargıya ulaşamazdık. cünkü; yargıyı bildiren bir sey olmazsa birsey anlamayız.<br />
ANLAMA YORUMLAMA<br />
1:toplarım kelimesi yanlıştır. cünkü; özne cogulken yüklem cogul, tekilken yüklem tekil olmak zorundadır.<br />
2.etkinlik: birinci cümle taksiyle<br />
ikinci cümle okula<br />
üçüncü cümle kış mevsiminde<br />
dördüncü cümle ben’dir.<br />
sayfa 145<br />
1<br />
…tanım…<br />
….öznel…<br />
….benzetme….<br />
…..ihtimal….<br />
….tasarı…..<br />
…..öneri….<br />
….önyargı….<br />
2<br />
sırayla yazıyorum<br />
tanımlama<br />
üslup<br />
karşılaştırma<br />
benzetme<br />
nesnellik<br />
öznel,eleştiri<br />
nesnellik<br />
varsayım<br />
öneri<br />
tasarı<br />
ihtimal<br />
önyargı<br />
neden-sonuç<br />
amaç-sonuç<br />
şart<br />
3<br />
d<br />
d<br />
y<br />
y<br />
d<br />
d<br />
d<br />
4 a 5 d 6 b 7 e 8 d 9 b</p>
<p>SAYFA 151<br />
7.ETKİNLİK:<br />
anlatımı bozuk cümleler, anlatım bozukluğunu nedeni, cümlenim doğru biçimi sırasıyla yazıyorum<br />
-hepsi ve daha fazlası az sonra: gereksiz sözcük kullanımı: hepsi ve fazlası az sonra<br />
-fabrika ticari ve polis otosu üretimine eçen yıl ara verdi: tamlama yanlışlığı: fabrika ticari oto ve polis otosu üretimine geçen yıl ara verdi<br />
-hangisinin başarılı hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz: yardımcı fiil eksikliği: hangisinin başarılı olduğunu hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz<br />
-senin yüzünden sınıfı geçebildim: kelimelerin yanlış anlamda kullanılması: senin sayende sınıfı geçebildim<br />
-aldığı kumaşın rengini beğenmediği için geri vermeyi düşünüyor: belirtili nesne eksikliği: aldığı kumaşın rengini beğenmediği için kumaşı geri vermeyi düşünüyor<br />
-düşünceler zamanla değişirler: özne-yüklem uyumsuzluğu: düşünceler zamanla değişir<br />
-kimse seni suçlamıyor, aksine senin haklı olduğunu düşünüyor: özne eksikliği: kimse seni suçlemıyor, aksine herkes senin haklı olduğunu düşünüyor<br />
-bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı? : zarf tümleci eksikliği: bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, güçlüklerle nasıl başa çıktı?<br />
-duvarları kirletmek, yazı yazmak kesinlikle yasaktır: dolaylı tümleç eksikliği:<br />
duvarları kirletmek, duvarlara yazı yazmak kesinlikle yasaktır<br />
-görüşlerime katılmadığınızı, karşı çıkıp eleştirdiğinizi bilmiyor değilim: gereksiz sözcük kullanımı<br />
-birçok kişiler böyle düşünüyor: özne-yüklem uyumsuzluğu: birçok kişi böyle düşünüyor<br />
-güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir: aynı anlamda kelimelerin kullanılması: güç zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir<br />
SAYFA 152:<br />
anlatımı bozuk cümleler, anlatım bozukluğunun nedeni, cümlelerin doğru biçimi sırasıyla yazıyorum<br />
-yemeğine biraz tuz, biber ve limon sıktı: yüklem eksikliği: yemeğine bira tuz, biber ekti ve limon sıktı<br />
-bu tür duygular gözlerimi yaşartırlar: özne-yüklem uyumsuzluğu: bu tür duygular gözlerimi yaşartır<br />
-hiçbir işlerde başarılı olamadı: özne-yüklem uyumsuzluğu: hiçbir işte başarılı olamadı<br />
-hiç kimse bir yere kıpırdamasın, yere yatsın: özne eksikliği: hiç kimse bir yere kıpırdamasın herkes yere yatsın<br />
-küçük kızın saçları bir hayli büyümüş: yanlış anlamda kullanılan sözcük: küçük kızın saçları bir hayli uzamış<br />
-kuşkusuz o da senden çok korkuyor olmalı: kelime fazlalığı: kuşkusuz o da senden çok korkuyor<br />
-iki kardeşten en küçüğü arkadaşımdı: kelime fazlalığı: iki kardeşten küçüğü arkadaşımdı<br />
-bu konuyu yeniden bir hafta içinde tekrar görüşürüz: eş anlamlı kelimelerden kaynaklanan anlatım bozukluğu: bu konuyu yeniden bir hafta içinde görüşürüz<br />
-bu kouda gençleri azımsamak doğru değil: yanlış kelime kullanımı: bu konuda gençleri küçümsemek doğru değil<br />
-kuyrukta bekleyen hastalar içinde ilk muayene odasına ben alındım: kelimelerin yanlış kullanımı: kuyrukta bekleyen hastalar içinde muayene odasına ilk ben alındım<br />
-nüfus sayımı bu yıl yapıldı, bir hayli artmış: eksik kelime: nüfus sayımı bu yıl yapıldı, nüfus bir hayli artmış<br />
-sz çalmasını babamdan öğrendim: tamlama yanlışlığı: saz çalmayı babamdan öğrendim<br />
SAYFA 153<br />
**ÇME DEĞERLENDİRME:<br />
1-D, D, D, Y, Y, D<br />
2-E<br />
3-E<br />
4-D<br />
SAYFA 154:<br />
5-E<br />
6-E<br />
7-<br />
-bahar gelince dağlar yeşil giysilerini giydiler(giydi)<br />
-yıldızlar bana bakıyor(bakıyorlar)<br />
8-<br />
-kızını çok sever, armağanlar alırdı(ona)<br />
-kimseyi küçük görmemeli, insanca davranmalıyız(herkese)<br />
9-<br />
-onu severim her konuda iyi anlaşırız<br />
-bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı<br />
10-birçok kişiler onu övüyordu<br />
11-bana bir zararı olmuyor aksine hep koruyordu<br />
SAYFA 155<br />
ÜNİTE SONU **ÇME VE DEĞERLENDİRME:<br />
1-B<br />
2-E<br />
3-D<br />
4-D<br />
5-E<br />
6-A<br />
SAYFA 156:<br />
7-A<br />
8-D<br />
9-B<br />
10-C<br />
11-C</p>
<p>9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 161-168 Sayfalar Arası<br />
161-162 NİN CEVAPLARI</p>
<p>1-C<br />
2-C<br />
3-B<br />
4-C<br />
5-C(<br />
6-D<br />
7-C<br />
8-A</p>
<p>167-168 Sayfalar</p>
<p>1-GİRİŞ<br />
GELİŞME<br />
2-C<br />
3-C<br />
4-E<br />
5-D<br />
6-C<br />
7-C<br />
8-C,Ç,E<br />
9——<br />
S.171<br />
boşluk:boyut<br />
1d<br />
2y<br />
3d<br />
4d<br />
5y<br />
6d<br />
3.soru<br />
etkiler okumada kolaylık bakımından sağlar<br />
S.172-173<br />
1)güven duygusu olmadığını ortaya koyar<br />
2)ana düşünce gerçek dostluk.ana düşünceyle bütünlük sağlıyo<br />
3)mesaj gerçek dostlukla ilgili mesaj verilirken bunlara gerek yok<br />
4)dil öğeleri birleşerek kelime kelime grupları cümlelerle ifade edilir.<br />
5)gerçek dostların birbirine güven duyması .gerçek dostları olmayanların birbirine güven duymaması<br />
6)kısa ve acık olması net daha etkiler okuyucuyu<br />
7) parcanın ulaşmasını sağlar önemlidir.<br />
8)yardımcı düşünce düşünceyi çeşitli yönlerden destekliyor tamamlıyor.<br />
etkinllik2:<br />
a)bazılarında ilk son cümlelerde bazılarında ise ortalarında bulunur<br />
b)anadüşünmceler<br />
A.insanlar kendinden önceki yapıtlarada bakar<br />
C:süs yapayım derken şiirde anlatılanı yok etmesi<br />
c)anlatılanlardanyola çıkarak<br />
d)ya parağrafın başında sonundaki cmlelerde verilir<br />
S.174<br />
paragrafta yer alan yardımcı düşünceler:<br />
1)duyguların hatıraların ve sevgileri çiçeklerle ifade etmek güzeldir.<br />
2)çiçekler temiz duyguları ifadeb eder.<br />
3)çiçeklere dünyamızın güzellikleriyle bakmalıyız.<br />
paragrafın ana düşüncesi:<br />
1)çiçeklerin dilinden konuşmak,renkli ve güzel konuşmaktır.<br />
ana düşünce ile yardımcı düşünceler arasındaki ilişki bağlam eşitliğinde:<br />
paragrafın her düşüncesi çiçek kelimesiyle biririne sağlanmış<br />
çünkü konu çiçektir.anadüşünce paragrafın ilk cümlesidir.<br />
yazar sonraki yardımcı düşüncelerle bu ilk cümledeki duyguları görüşü desteklemiştir.<br />
SAYFA 175 **ÇME VE DEGERLENDİRME:<br />
1.b<br />
2.e<br />
3.a<br />
4.c<br />
5.a<br />
6.c<br />
7.d<br />
8.c<br />
9.c<br />
10.d<br />
11.d<br />
179.nun 3.sorusu;aksam,polisler,kaçanlar ve ara sokaklar.4.fııl cumlelerının 6.olay paragrafı oldugu ıcın zaman sırasına gore kısı mekan ilişkisine gore sekıllenmıstır.<br />
180.sayfadakı ılk soru;nasıl sorusuyla sorulur.2.tasfır paragrafı 3.gorme 5.bu bır tasfır paragrafıdır.yer ve gorunus sıfatlarla belırtılmıstır.sankı kelımelerle resım cızılmıstır.181.sayfadakı ılk soru;ınsanların haklarını aramak ıcın genellıkle mucadeleler sectıgı ancak konusulup anlasarak bır yol bulunabılınecegı anlatılıyor 2.dusunceyı cesıtlı yonlerden acıklamak tanımlamak ıcın bellı bır duzen ıcınde verılmıstır 3.oznellıktır cunku yazar kendı dusuncelerını verıyor 4.bır durumun nedenlerın ınandırıcı bır nıtelıkte anlatıp ortaya koymak amacıyle yazılmıstır.<br />
182.sayfadakı ılk soru kısının bulundugu ruh halıcozumlenmeye calısmıs yasadıgı bır olay karsısındakı halı verılmeye calısılmıstır 2.ısyan pıskolojısı var 3.nesnel olanları anlattıgı ıcın 4.tahlıl oldugu ıcın konu olan kısının davranıslarından gorunusden konusmasından soz eden cumlelere yer verılmıstır.kahramanın ruh halı cozumlenmeye calısılmıstır</p>
<p>9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 192-209 Sayfalar Arası<br />
SAYFA:192<br />
1-A<br />
2-E<br />
3-C<br />
4-E<br />
SAYFA:193<br />
5-A<br />
6-D<br />
7-C<br />
SAYFA:195<br />
1.ETKİNLİK<br />
A)Hangi durumların karşılatırıldığını yazınız.<br />
On yıl önce basılan gazete sayısı ile günümüzde basılan gazete sayısı ikisi arasındaki artış.<br />
B)Hangi durumların karşılaştırıldığını yazınız.<br />
Kitap okumayanların kitaplar hakkında ağırbaşlı konuşmaları.Kitap okuyanların da bu durumun hoşlarına gitmemeleri.<br />
SAYFA:196<br />
A)Konuyu somutlaştırmak için verilen örnekleri yazınız.<br />
Akropal,Ayasofya,Selçuk eserleri,Mimar Sinan,Acemi Ali,Atatürk Anıtı,İstanbul Üniversitesi,Taşkışla.<br />
B)Konuyu somutlaştırmak için verilen örnekleri yazınız.<br />
Chicago Üniversitesi profesörlerinden Bobit<br />
SAYFA:199<br />
1-B<br />
2-E<br />
3-C<br />
SAYFA:200<br />
4-E<br />
5-A<br />
6-B<br />
7-C<br />
SAYFA:206<br />
1-D<br />
2-E<br />
3-C<br />
4-D<br />
SAYF:207<br />
5-C<br />
6-A<br />
7-D<br />
8-D<br />
SAYFA:208<br />
9-C<br />
10-C<br />
11-E<br />
SAYFA:209<br />
12-Boş<br />
13-Boş<br />
14-B</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cicisohbet.com/9-sinif-dil-ve-anlatim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>9. Sınıf Edebiyat Kitabı Tüm Soruların Cevapları</title>
		<link>http://www.cicisohbet.com/9-sinif-edebiyat.html</link>
		<comments>http://www.cicisohbet.com/9-sinif-edebiyat.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 12:13:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>CiCiSohbet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim BiLimLeri]]></category>
		<category><![CDATA[9 sınıf dil ve anlatım kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[9 sınıf edebiyat öğretici metinler]]></category>
		<category><![CDATA[9 sınıf edebiyat ölçme değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[9 sınıf türk dili ve edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[9 sınıf türk edebiyatı kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat dersi]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat kitabı 2. ünite]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat kitabı cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat kitabının cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat konu anlatımı]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat konuları]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf edebiyat soruları]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf matematik]]></category>
		<category><![CDATA[9. sınıf türk edebiyatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cicisohbet.com/?p=595</guid>
		<description><![CDATA[2009-2010 Eğitim – Öğretim Yılı’nın ilk günlerinde sizler için kitaplarınızdaki tüm soruların cevaplarını buldum ve yayınlıyorum. Umarım herkes için faydalı olur. Ama siz siz olun buradan alıp kitaba yazmayın. Adam olun, derslerinize çalışın. Yapamadığınız soruları buradan bakmanızı öneriyorum. EDEBİYAT SAYFA 12 4. ETKİNLİK Tanzimat fermanı 3 kasım 1839 da Gülhane parkında padişah,diğer devlet büyükleri,ulema,lonca ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2009-2010 Eğitim – Öğretim Yılı’nın ilk günlerinde sizler için kitaplarınızdaki tüm soruların cevaplarını buldum ve yayınlıyorum. Umarım herkes için faydalı olur. Ama siz siz olun buradan alıp kitaba yazmayın. Adam olun, derslerinize çalışın. <img src='http://www.cicisohbet.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Yapamadığınız soruları buradan bakmanızı öneriyorum.<span id="more-595"></span><br />
EDEBİYAT SAYFA 12 4. ETKİNLİK<br />
Tanzimat fermanı 3 kasım 1839 da Gülhane parkında padişah,diğer devlet büyükleri,ulema,lonca ve esnaf temsilcileri ve halkın “Gülhane Hattı Humayunu” adıyla Mustafa reşit paşa tarafından okundu.Bu fermanla Osmanlı devletinde İslam hukuku ve geleneksel kurumların bıraktığı hızlı bir değişim süreci başladı<br />
SAYFA 13<br />
3.SORU:Yenileşme kavramı, var olanın çağın gereksinim ve özelliklerine göre yeniden düzenlenmesidir.<br />
4.SORU:Burada yenilik kavr***** en uygun hareket konağı restore ettirip,ihtiyaca göre eklemeler yapmaktır.Çünkü konağı,yıkıp yerine yeni bir bina yapmak yenilik değil,köklü bir değişimdir.<br />
SAYFA 15<br />
1. METİN<br />
1.On dokuzuncu asır şiirindeki 9,13,14,15,16,17,20,21 ve 22. beyitler ortaçağa özgü dünya görüşünü yansıtmaktadır.diğer beyitlerde ise şair,modern dünyada yaşananları dile getirmiştir.Modern dünyaya ait ifadelerin bulunması Sadullah Paşa’nın döneminin zihniyetinden etkilendiğini göstermektedir.Sadullah paşa ortaçağdan beri süregelen inanışları da bilmekle beraber modern dünyaya da kayıtsız kalmamıştır.<br />
2.Şair,tercihini modern dünya görüşünden yana kullanmaktadır.çünkü modern dünya aklı ve deneyi baz alarak bilinmezlere veya yanlış bilinenlere ışık tutmuştur.<br />
3.Verilen beyitler Sadullah paşanın “insan hakları”, “eşitlik”, ve “basın-yayın”,”bilimsellik” ile olan ilgisini göstermektedir.<br />
4.Ziya paşanın yakınması Doğu medeniyetinin geri kalmışlığı ve cehaleti ile ilgilidir.Buna rağmen batı,sürekli gelişmiş ve bilimin öncülüğünde güçlü bir medeniyet kurmaya başlamıştır.Bu durumda hem aydınların hem de toplumun Batı’ya yönelmesine sebep olmuştur<br />
2.METİN<br />
1.Ziya paşa Osmanlı devletinin İstanbul’un fethiyle başlayan yükselme dönemi ile 19.yüzyıldaki çöküş dönemini karşılaştırmaktadır.bu karşılaştırma ihtişamlı bir devletin nasıl çöküşe gittiğini göstermektedir.<br />
2.—-<br />
1.ETKİNLİK<br />
****Osmanlı devletinde yönetim kurumlarıyla birlikte askeri kurumlarında gerilemesinin en büyük sebebi,bilim ve teknik alanda meydana gelen değişiklik ve gelişmeleri takip edemeyiştir.bu sebeple çağın gerisine düşmeye başlayan Osmanlı devletinde askeri başarısızlıklar görülmeye başlamıştır.Gerilemenin görüldüğü ilk alan olan askeri alan,yeniliklerin de başlangıç merkezi olmuştur.<br />
3.Osmanlı devletindeki yenilikler öncelikle askeri alanda yapılmıştır.<br />
4.Tanzimat fermanı 3 kasım 1839 da “Gülhane Parkı’nda” padişah,diğer devlet büyükleri,ulema,lonca ve esnaf temsilcileri ve Mustafa Reşit paşa tarafından ilan edilmiştir.<br />
5.Tanzimat’ı ortaya çıkaran nedenleri iç ve dış faktörler olarak iki kısma ele alabiliriz.İç faktörler Tanzimat’ın bir sonuç olarak ortaya çıktığı Osmanlı batılaşma hareketlerini anlatırken genel olarak üzerinde durulan hususlardır. Dış faktörler ise cereyan eden hadiselerdir.Osmanlının sahip olduğu üstünlüğünü kaybedip devlet kurum ve kanunlarının asrın ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte olmaması ,devletin maddi ve manevi gücünü kaybetmiş olması bunun sonucunda her sahada yenilgiye uğraması yeniden ve geniş bir ıslahat hareketini zorunlu kılıyordu.<br />
SAYFA 18<br />
ANLAMA YORUMLAMA<br />
1.On dokuzuncu Asır adlı manzuma kaside nazım şeklinin özellikleriyle yazılmış , doğu-batı teması üzerine kurulmuş,döneminin Osmanlı Türkçesi dil özelliklerini taşıyan bir eserdir.Osmanlı devletinin gerileme sebepleri adlı metin parçası ise düz yazı şekliyle kaleme alınmış doğu-batı teması üzerine kurulu bir makaledir.Bunlardan hareketle yenileşme döneminin bilim,teknik,gelişme gibi kavramlarının her iki metinde de ele alındığı görülmektedir.<br />
2.Tablonun içi sırayla;Bilim,Hukuk,Teknik,Rönesans,Reform,Povitiz m<br />
3.Osmanlı devletinde modernleşme hareketleri yapılan yenilikler göz önüne alınırsa yönetici sınıf tarafından gerçekleştirilmiştir.Çünkü devletin devamlılığının tehlikeye girdiğini,bu sebeple başta askeri alan olmak üzere birçok yenilik yapılması gerektiğini görenler devlet yöneticileri olmuştur.<br />
4.Tanzimat fermanının ilan edilmesinde iç etkenlerin de rolü olmasına karşın dış etkenler çok daha baskındır.<br />
5.Günümüzde sosyal,siyasi,kültürel alanda çağın gereklerine uygun yenilikler yapılmaktadır.<br />
SAYFA 19<br />
ÖlÇME DEĞERLENDİRME<br />
1. D, D, Y<br />
2.Abdülmecit= Tanzimat fermanı<br />
ll.Mahmut=Yeniçeri ocağının kaldırılması<br />
Baron De Tott= Hendesehane<br />
3. cevap : E şıkkı<br />
SAYFA 20<br />
1.ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME<br />
1.cevap: E<br />
2……sosyal,siyasi ve tarihi…….<br />
3.burada soru hatalı çünkü edebi eser seçeneklerde verilenlerin tamamıyla ilişkili.<br />
4.Temel sebep,bilim ve teknik sayesinde modernleşen batı ordularının osmanlı ordularından üstün hale gelmesidir.<br />
sayfa 23<br />
1.ETKİNLİK<br />
***Askeri alanda Nizam-ı Cedid ordusu oluşturuldu. lll. Selim tahttan indirildi.Nizam-ı Cedid ordusu dağıtıldı ve yenilgiyi destekleyen devlet adamları ve kişiler cezalandırıldı.<br />
2.ETKİNLİK<br />
***Devlet yöneticileri tarafından istenmiştir.<br />
3.ETKİNLİK<br />
***İlk Türkçe gazete 1831′de çıkan Takvim-i Vekayi’dir.Tanzimat döneminde çıkan ilk gazete ise Ceride-i Havadistir. Ceride-i Havadis bir meslek gazetesi olan Vekayi-i Tıbbiye izledi.Yeni Türk nesrinin doğmasında en büyük rolü oynayan en önemli görevi yüklenen başlıca gazete ve dergiler:Takvim-i Vekayi(1831),Ceride-i Havadis(1840) gibi resmi gazetelerle Namık kemalin yayınladığı İbret (1871),Hadika(1872)Ali Suvai’nin yönettiği Muhbir(1866)Ahmet Mithat’ın çıkardığı Devir (1872)<br />
4.ETKİNLİK<br />
***Gazete ile birlikte makale fıkra gibi türlerle roman hikaye ve tiyatro gibi türlerde Tanzimat’la birlikte ortaya çıkmıştır.<br />
5.ETKİNLİK<br />
***Surlar içinde İstanbul,Osmanlı sosyal yaşamının geleneksel yapısını koruyan ve yaşatan kısacası Türk İstanbul’un canlı bir merkezidir.Beyoğlu ise eskiden beri gayrimüslimlerin zorunlu ikamet yeri olarak Batılı bir yaşamı sürdüren ,Batı’dan gelen yeniliklerin görüldüğü ilk yer olma özelliğine sahip bir yerdir.<br />
soru 1:nizam-ı cedit ordusu kuruldu.<br />
*giderlerini karşılamak için nizam-ı cedit hazinesi kuruldu.<br />
*tersane ıslah edildi.<br />
*avrupa’nın önemli merkezlerinde sürekli elçilikler açıldı.<br />
*resmi devlet matbaası kuruldu.<br />
*Frasnsızca devletin ilk resmi yabancı dili olarak kabul edildi.<br />
*merkeze bağlı eyaleteler yeniden düzenlendi.<br />
bu yenilikler askeri,mali,kültürel alanları kapsamaktadır<br />
soru 2:can güvenliği,ırz,namus ve malın korunmasında yenilikler yapılmıştır.<br />
askeri alandan askerlerle ilgili yenilikler yapılmıştır.<br />
soru 3:evet kapsar.yapılan yenilikler birşekilde halkıda etkilemiştir.Fermanın içerdiği yenilikler halkın karşılaştığı sorunlara çözüm yolu getirir.<br />
sayfa 25 ve 26 cevapları<br />
soru 1:*ceride-i havadis<br />
*tercüman-ıahval<br />
*tasvir-i efkar<br />
*muhbir<br />
*ibret<br />
soru 2:devletin ,milletin gelişmesini ve kalkınmasını sağlar.<br />
ilim tüm insanların hizmetine sunulur<br />
halkı bilinçlendir.<br />
soru 3:gazete o devrin en önemli iletişim aracıydı.Bu devirde yapılan yenilikler halk tarafından şüpeyle karşılanmıştır.Halkın aydınlatılması,dünya ve ülkeden haberler vermek için gazate ihtiyacı duyulmuş ve gazete ortaya çıkmıştır.<br />
soru 4:yeni edebi türler:makale,roman,tiyatro,hikaye,anı,tenkit(eleş tiri)türleridir.<br />
gazeteyle ilişkisi:bu türler halkın alışması için gazetelerde yayınlanmıştır.Bu yüzden aralarında ilişki vardır.<br />
soru5:halkı aydınlatmak,onlara ders vermek için çıkarıldığını söyleyebiliriz.Ortaya çıkan yeni edebi türler ve fikirler halka ulaştırılır.Halk biliçlenir.<br />
soru 6:evet kurulur.Tanzimat döneminde batıya yçneliş vardır.Bu dönemde yaşayan edebiyatçıların pek çoğu Batı dilini özellikle Fransızcayı çok iyi biliyorlardı.<br />
soru 7:not almamışım<br />
anlama yorumlama 1:tanzimat döneminde halka faydalı olacak konular işlenmiş.Bu devrin edebiyatçıları haklı bilgilendirmek,eğitmek istemişler.Bu nedenle eserlerinde üslüp kaysıgı yoktur.yani bu dönemle ilişkilendirilemez.<br />
soru 2:tanzimat fermanı halka okunmak için yazılmıştır.paragraflar halinde yazılan fermanda ifadeler açık cümleler kısadır.mecaz ve yan anlamalara yer verilmez.<br />
gazetede ise cümleler daha uzundur.mecaz ve yan anlamlar bunlunabilir.Halkı aydınlatmak için yazılır.<br />
soru 3:Abdülmecit ve Abdülaziz batı tarzında giyinmişlerdirdaha modern elbiseleri vardır.Kavuğun yerini fes,kaftanın yerini ceket almıştır.Geleneksel giyime sahip padişahların sakalları varken batılaşmayı benimsemiş padişahların sadece bıyıkları vardır.<br />
soru 4:televizyon ve internet almıştır.<br />
SAYFA 27 – 28<br />
1-) Boşluk doldurmalar<br />
d,y,y<br />
2-) gazete,roman,tiyatro<br />
3-) Eşleştirmeler bu şekilde olacak<br />
1 &amp; 3<br />
2 &amp; 2<br />
3 &amp; 1<br />
4-) E<br />
5-) Askeri alanda yapılmıştır. Öncelikle bu alanda yapılmıştır.<br />
SAYFA 28 HAZIRLIK ÇALIŞMALARI<br />
1-) Halka yönelik uygulamalar vardır, kralın yetkileri kısıtlanmıştır.<br />
İkiside yenilikçi ve özgürlükçüdür.<br />
2-) yok<br />
3-) Makale,gezi yazısı,fıkra çünkü bunlar gazetede kullanılmıştır.<br />
SAYFA 29 – 30<br />
2.ETKINLIKŞema<br />
Birbiriyle bağlı konular metinde verilmek istenen mesajı ortaya çıkarırlar.<br />
1-) Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi Ana düşüncesi : Gazete<br />
Müsavat Ana düşünce : Kanun önünde eşitlik<br />
2-) Resim,müzik tiyatro<br />
3-) Toplumun yaşayışı ve gerçekliği metni yazan kişiyide etkiler.<br />
Kişi bu metinde yaşananları yazdığı için bu kavramlar ana düşünceyi etkiler.<br />
4-) a.Ali Suavi kanun önünde herkesin eşit olduğunu savunur. Şinasi’de bu gazetenin önemini ve gazatelerin Türkçe yazılması gereksinimi olmasını savunur.<br />
b.Halkı bilinçlendirmek amacıyla.<br />
www.talebedunyasi.com<br />
5-) boşluk doldurma<br />
1.tablo<br />
hükümet &gt;politika gazeteleri<br />
vekiller meclisi &gt;bilim kuvveti<br />
medeni millet &gt;matbaa<br />
2.tablo<br />
eşitlik &gt; hak<br />
kanun &gt; hukuk<br />
islam hukuku &gt; kanunsal haklar<br />
kanun &gt; zengin fakir<br />
6-) Öğretici metinlerdir.<br />
7-) a.Tutarlı hükümler vermiştir, bazı kelimeler anlaşılabilir değildir.<br />
b Vardır. Çünkü ortaya çıktığı zaman kullanılan dil metinde kullanılır.<br />
 <img src='http://www.cicisohbet.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8-)' class='wp-smiley' /> Batı kültüründe gelişen Türkçe tanzimatla geldiği için vardır.<br />
9-) Resmi dil değişse bile kullanılan dilin değiştirilmesi zaman almıştır.<br />
10-) Metin Türleri : Makale<br />
Metinlerin yazıldıkları tarih : 1860<br />
Metnin bağlı olduğu gelenek : Tanzimat edebiyat geleneği yapı şekli divan edebiyatı<br />
11-) Edebiyatta tanzimat edebiyatıyla ortaya çıkan yeni türdür.Önemli bir eserdir ve öğreticidir.<br />
Sayfa 29 2. Etkinlik:<br />
Anlam birliği şu şekilde oluşturulur:<br />
Birtakım heceler bir araya gelerek kelimeleri oluşturur. Bu kelimeler cümleleri cümleler paragrafları paragraflar da verilmek istenen iletiyi meydana getirir. Tercüman-ıAhval ve Musavat metinlerinde paragraflar metinleri meydana getirmiştir.<br />
Sayfanın Devamındaki sorular:<br />
1- Tercüman-ı Ahval Mukaddimesinin ana fikri gazetenin faydalarıdır. Musavat metninin teması ise Eşitliktir. Bu iki tema yenileşme ve Tanzimat dönemlerinde sıklıkla işlenmiş temalardır. Bu devirde avrupadan alınan yeniliklerin ve kavramların halka anlatılması ve benimsetilmesi için yeni yollar aranmıştır. Çeşitli kavramların anlatılması için iletişim araçların kullanılmasının öneminden bahsedilmiştir. Bu durum gösterir ki bu iki metinin teması evrenseldir ve her çağda görülebilir temalardır.<br />
2- Metinlerin anafikirleri günümüzde ki iletişim araçlarıyla anlatacak olsaydım, televizyon ve interneti kullanırdım . bu sayede sadece dili değil dilin yanında görselliği de kullanmış olurdum. Ayrıca bu iletişim araçlarını kullanarak istediğim bölgede birçok insana ulaşabilirdim.<br />
3- Her iki metinde Tanzimat döneminde yazılmıştır. Bu dönemde batıdan bolca fikir ve kavram alınmıştır. Bu kavramların halka aktarılması içinde o günün şartlarında en çok kişiye ulaşabilecek iletişim aracı olarak gazete kullanılmıştır. Sonuç olarak o dönemin sosyal yaşantısı gerçeğe yakın olarak edebi metinlerde halka aktarılmıştır.<br />
4- A) Şinasi, insanların faydalı fikirlerini gazeteler vasıtasıyla başka insanlara sunabilecğini belirtmektedir. Bununla ilgili olarak çoğunlukta olan Müslüman insanların bu haklarını tam kullanamadığını, kendisi de bu hakkın nasıl kullanılacağını anlatmaya çalışmaktadır. Ali Suavi ise eşitlik kavramının ne olduğunu nasıl uygulanacağını anlatmaya çalışmaktadır.<br />
B) bu metinler halka bilgi vermek için yazılmıştır.<br />
C) ulaşamayabilirlerdi. Çünkü roman veya tiyatro daha çok sanat yapmak için yazılan erlerdir. İki yazar ise halka bilgi vermeyi amaçlamışlardır. Bu şekilde ki eserlerde ise dil süslü ve sanatlıdır. Şiirsel bir anlatım görülür. Bu yüzden roman veya tiyatro eserleriyle halka bilgi zor bir olaydır.<br />
5- Kanun à kanuni vazife<br />
Devlet-i Aliyye à kazanılmış hak<br />
Milli Eğitim Bakanlığı Meclisi à Mazbata (tutanak)<br />
Vekiller meclisinde à izin<br />
Musavat isimli metinde:<br />
kanun à her vatandaşın eşit olması<br />
mahkeme à eşit yargılanma<br />
Devlet-i Aliyye à kazanılmış hak<br />
Bu kavram ve ifadeler bize Tanzimat fermanı ile birlikte gelmiştir. Bu kavram ve ifadeler Avrupa devletlerinin oluşturdukları sosyal siyasi dini ve ekonomik yapının bir sonucudur. Osmanlı Devleti’nde bu kavram ve ifadeler ile ilgili Avrupalılar gibi bir düzenleme yapılmamıştır. Bunların Osmanlı Devleti’nde uygulamaya konulması eski ve yeni arasında bir ikiliğin oluşmasına neden olmuştur.<br />
3. Etkinlik:<br />
Terimler:<br />
Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi: “ kaznılmış hak, Devlet-i Aliyye, Tanzimat hükümet meclis gazete mazbata “<br />
Müsavat: “ müsavat, kanun İslam hukuku, kamusal hak “<br />
Kavramlar:<br />
Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi: “ halk vazife adalet “<br />
Müsavat: “ sınıf, adalet, ilim, fazilet, görev, şeref, zenginlik “<br />
Günlük hayatla ilgili kelimeler:<br />
Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi: “ menfaat, milletler, dil , fikir, hal dili, tarife hacet olmak vs.”<br />
Müsavat: “ sınıf, zümre, hamal, memur, kişi, şahıs vs. “<br />
Bütün bu kavram, terim ve gün****k kelimeler yazarın topluma iletmek istediği iletinin yapıtaşlarıdır. Bunlar olmadan metnin iletisi okuyucuya sağlıklı bir şekilde ulaşamaz. Yine bu kavram ve terimlere bakarak dönemin zihniyetinin öğretici metinlere nasıl yansıdığını anlayabiliriz.<br />
6- Metinlerde öğretici, açıklayıcı ve kanıtlayıcı anlatım kullanılmıştır.<br />
a. Öğretici anlatım:<br />
• Açıklama, bilgi verme amacıyla yazılırlar.<br />
• Bu tür metinlerde söz sanatlarına ve süslü anlatımlara yer verilmez.<br />
• Her okuyanda aynı etkiyi uyandırır.<br />
b. Açıklayıcı anlatım<br />
• sorunu ortaya koyan cümlelerle anlatıma başlar.<br />
• Sorunu çözümleyen açıklamalar örnekler ve karşılaştırmalar ile devam eder.<br />
• Özetleyici ve yargı bildiren ifadelerle metin sonlandırılır.<br />
• Bu tür anlatımlarda kesin ve açık ifadeler olması gerekir.<br />
c. Kanıtlayıcı Anlatım:<br />
• İnandırma aydınlatma, bir başkasına kendi görüşünü kabul ettirme için yazılırlar.<br />
• Bu anlatım türünde kavram tanımlanır veya açıklanır.<br />
• Okuru etkilemek için bazı kelime öbeği veya cümleler aralıklarla metinde tekrar edilir.<br />
7- Her iki metinde de anlatım açık ve anlaşılabilirdir. Bunun nedeni iki metinin de öğretici metin olmasından kaynaklanır. Misalen: “madem ki bir sosyal toplulukta yaşayan halk bunca kanuni vazifelerle yükümlüdür elbette sözlü ve yazılı olarak kendi vatanının mefaatine dair fikir ileri sürmeyi kazanılmış haklarından sayar.” Diğer metin için: “ mesela bir hamal ile bir büyük memurun hukukça kanun önünde eşit tutulması hatta muhakeme bile olunması kısacası en sıradan kişinin hakkının kaybolmamasıdır. Öğretici metin olmasından dolayı anlatım açık ve anlaşılırdır. Yani metnin türü ile anlatım biçimi arasında bağlantı vardır.<br />
8- Tanzimat, kazanılmış hak, gazete, müsavat, kanun, kamusal hak, sınıf, hürriyet, adalet yenileşme vb.<br />
9- Metinlerde kullanılan dil yaşadığı döneme göre sadedir. Değerlendirme yapacak olursak, Naima’nın eserinde, birden fazla kelimelerle oluşturulmuş tamlamalar, Arapça ve farsça sözcükler görebiliriz. Diğer metinler Naima’nın eserine göre daha sadedir ancak günümüz Türkçesi ile inceleyecek olursak Tanzimat dönemi eserlerini anlamakta güçlük çekebiliriz.<br />
10- Tercüman-ı ahval ve müsavat öğretici metin olup, Tanzimat döneminde yazıldığı bariz bir şekilde ortadadır.<br />
11- Gazeteler kültür,sanat, siyaset, günlük yaşam kısaca hayatımızın her alanından bize bilgiler sunan bir kaynaktır. Gazete insanı direkt olarak etkisi altına alan bir iletişim aracıdır. Onun dili sade ve süssüz olduğu için her okuyan metni anlayabilir. Bu sebepten gazetelerin etkisi günümüzde bile inkar edilemez.<br />
12- a) Ali suavi eserinde eşitlik kavramını verdiği örneklerle somutlaştırmıştır. “ bir hamal ile en üst düzey bir memurun gerektiğinde hukuk önünde muhakame edilebileceğini belirtmesi örnek olarak gösterilebilir.”<br />
b) Şinasinin metninde ise hürriyet kavramı gazete çıkarmak isteyenlerin hakkı olduğu ifade edilerek somutlaştırılmıştır.<br />
13- Tercüman-ı Ahval Muk. Tema: hürriyettir. Müsavatta ise tema: eşitliktir.<br />
Benzerlik ve farklılıkları:<br />
• İki temada gazete yazısında ortaya konmuştur.<br />
• Temaları anlatmak için metnin türüne uygun bir dil anlatım kullanılmıştır.<br />
• İki temada Tanzimat döneminde ortaya çıkmıştır.<br />
• Daha önce bu temayla ilgili hiçbir eser yazılmamıştır.<br />
• Tercüman-ı Ahval mukaddimesi gazetenin giriş yazısıdır. Diğeri ise bir makaledir.<br />
14- Yazarlar hakkındaki bilgi internette zaten mevcut.<br />
15- Elde edilen bilgiler ışığında iki yazar hakkında karşılaştırma yapılabilir.<br />
3. Metin Sayfa 33’teki sorular:<br />
1- Atatürkçü düşüncede çağdaşlaşma uygarlaşma ve batılılaşma kavramları birbirleriyle bağlantılıdır. Çağdaşlaşma ülkenin refaha kavuşması için yapılan etkinliklerin tümüdür. Bu kavramla körü körüne taklit hedeflenemez. Ülkenin ilerlemesi için batılı ülkelerden alınan yenilikler ülkenin değerleriyle birleştirildikten sonra kullanılmalıdır. Bu kavramlar Atatürkçü düşüncede birbirlerinden ayrılamazlar.<br />
2- Metne göre çağdaşlaşma Türk toplumu için vazgeçilmez bir idealdir. Bu idealin dayandığı temel “Büyük davamız en uygar ve en refaha kavuşmuş millet olarak varlığımızı yükseltmektir.” Şeklinde ifade edilmiştir.<br />
3- Tanzimat döneminden itibaren gerçekleştirilen yeniliklerle Atatürk ilke ve inkılapları çağdaşlaşma ve uygarlaşmanın “ siyasal sosyal kültürel ve ekonomik yönlerini” kapsadığını söyleyebiliriz.<br />
1- Kafiye redif vs. eklemek uzun sürecek o yüzden bu soruyu size bırakıyorum.<br />
2- Terkibent devrin söyleyiş tarzından çok farklıdır. Şiirin şekli ve dili tamamen eski şiir geleneğiyle ilgilidir. Tanzimat dönemi sanatçıları halkı eğitmek istedikleri için genel olarak halkın anlayacağı kelime ve ifadelere yer verirler. Bu şiirde şair tümüyle süslü ve sanatlı şiir dilini kullanmıştır.<br />
3- Birimler birbirine beyitlerle bağlanmışlardır. Bu birimler bir araya gelerek şiirin temasını oluşturmaktadır. Şiirin bütün beyitlerinde neredeyse birbirine yakın anlamlar işlenmiştir. Sadece şiirin son dizesinde dünyayı anlamanın akılla olmayacağını belirterek tezatlık oluşturulmuştur.<br />
2. Etkinlik:<br />
Ziya Paşa’nın Terkibibenti: Şiirin birimleri beyittir. Kafiye ve redifler vardır. Bu birimler birleşerek temayı ortaya çıkarır.<br />
Terkibibentin Yapısal Özellikleri:<br />
a) bentlerle kurulan uzun bir nazım biçimidir.<br />
b) Her bent, sayısı 5-10 arasında değişen beyitlerden oluşur.<br />
c) Bent sayısı 5-10 arasındadır<br />
d) Genellikle talihten şikayet, dini, tasavvufi ve felsefi konular işlenmiştir.<br />
Bu yapısal özellikler divan şiirinin ana damarıdır. Yukarıda ki eserlerde bu özellikleri yapılarında barındırmaktadırlar.<br />
4- 9. Beyit hariç diğer beyitler bir şekilde sosyal yapı ve tarihi değerler ile ilişkilidir.<br />
5- Tema: bu dünyanın insanları sınamak için yaratılmış olduğu ve akılla bu dünyanın tam anlamıyla kavranamayacağıdır. Şiirin yazıldığı dönemde bazı şairler iki arada bir derede kalmışlardır. Eski ile yeni çatışması içine düşmüşlerdir. Bu yüzden bazı şairler hak adalet hürriyet gibi kavramlar üzerine şiir yazarken, bazıları da bu şekilde felsefi konularda şiirler yazarak eski geleneği devam ettirmeye çalışmışlardır.<br />
6- Ziya Paşa terkibibentinde tasavvufi bir konuyu işlemiştir. Bu dünyanın insanı sınamak için yaratıldığını, ve insanın sadece kalbiyle anlayabileceğini belirtmiştir. Bağdatlı Ruhi ise aşk temasını işlemiştir. Bu yüzden iki eser arasında büyük farklılıklar vardır.<br />
7- Ziya Paşanın terkibibentinin teması günümüzde de geçerli olabilir. Şair aklı kullanarak bu dünyanın anlaşılamayacağını belirtmiştir. Bu kuram günümüzde de geçerlidir. Akıl bazı şeyleri kavrayabilir. Bu yüzden akıl günümüzde ne kadar önemli görünse de kalple birleşmeden pek bir anlam ifade etmez.<br />
8- ilk beyitte insanların birbirlerini kıskanmalarından bahsedilmiştir. Cahil insanlar yarasaya benzetilmiş ve bu kişilerin bilgili ve olgun kişileri kıskandıkları söylenmiştir. Akıllı insanlar ise ışığa benzetilerek bu kişilerin çevrelerini aydınlattıkları belirtilmeye çalışılmıştır. Bu dönemde Osmanlı Devletinde cahil insanlar önemli yerleri işgal ettikleri için yazar devlet büyüklerine atıfta bulunmuştur. İkinci beyitte akıl iyi ile kötüyü tartan bir teraziye benzetilmiştir. Beyin şeklen de vücudun en ufak organlarından olmasına rağmen yaptığı iş boyutuyla tamamıyla ters orantılıdır. İnsan dünyayı aklıyla kavrar o olmadan ceza ve mükafat sisteminin tamamen dışında kalır şair dünyayı anlamanın ne kadar zor olduğunu belirtmek için anlamı terazide tartılamayacak kadar ağır bir varlık gibi düşünerek somutlaştırmıştır. İnsan dünyayı akılla kavramaya çalışırken bile dünyanın kavranamayacağını anlatarak beyitin anlamını tasavvufi yoruma açık hale getirmiştir.<br />
3.Etkinlik:• Ziya Paşanın metni tasavvufi ve felsefi bir anlama sahiptir Bağdatlı ruhinin metni daha çok aşk konusuyla ilgilidir.<br />
• İki metinde de kafiye redif söz sanatları gibi ahenk unsurları görülmektedir.<br />
• İki metnin de nazım birimleri aynıdır<br />
• İki metinde devrin zihniyetini yansıtan ifadelere rastlanılmaktadır.<br />
o 2. Grup• Sadullah paşanın manzumesi zihniyet bakımından bu metinlerden çok farklıdır.<br />
• Bu manzume batı zihniyetinin değerlerini yüceltmek eskinin düşünce sisteminin çarpıklıklarını ortaya çıkarmak için yazılmıştır.<br />
• Diğer metinler, eskiyi, eskinin dünya ve aşk anlayışlarını yansıtmaktadır.<br />
• Ziya Paşa dünyanın gidişatıyla ilgili kötümser Sadullah Paşa iyimserdir.<br />
9- Ziya Paşanın terkibibenti hayatın muammasını tezadını ortaya koyar. Şair dünyayı anlamak için kendince bir sürü yorum yapar onun bu yorumları kendisini rahata ulaştırmaz. Şair dünyanın bu kötü durumu karşısında şaşkın bir halde değer verdiği aklında işe yaramayacağını fark ederek varlıkları inceleyen ona hayret eden bir aciziyette kendini konumlkandırmıştır.<br />
10- Ziya paşa hakkında gerekli olan bilgi internet ortamında zaten mevcuttur.<br />
***: 35 1.Etkinlik:<br />
Tanzimat Edebiyatında genellikle Kaside nazım biçimi kullanılmıştır. Kasidenin özellikleri:<br />
- Klasik Türk Edebiyatı nazım biçimidir.<br />
- Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılırlar.<br />
- Aruz ölçüsüyle yazılır.<br />
- Nazım birimi beyittir.<br />
- En az 31 en fazla 99 beyitten oluşur.<br />
- Altı bölümden oluşur.<br />
- Kafiye düzeni: aa ba ca şeklindedir.<br />
2.Etkinlik:<br />
17. ve 18. Yüzyıllarda Avrupada sanat felsefe ve siyaset alanında devrimci gelişmelere yol açan düşünce akımıdır.<br />
Aydınlanma, insanın kendi aklı ve deneyimleri ile geleneksel görüşler ve ön yargılardan kurtulmak ve akla dayanarak, dünyayı kavramak düzenlemeye çalışmaktır. Bu anlamda Aydınlanma Çağı insan aklının bağımsız olması gerektiği düşüncesine dayanır. Öyleyse benimsenmesi gereken tavır inanmak değil, bilmek olmalıdır.<br />
Bu genel belirlemeden anlaşıldığı üzere, burada sorgulanmak istenen insan varlığının anlamı ve bu Dünya’daki yeridir. Nitekim Aydınlanma’nın gelenekselleşmiş bir tanımını veren Kant’a göre Aydınlanma, insanın kendi kusurları sonucu düşmüş olduğu olumsuz durumdan, yine kendi aklını kullanmak suretiyle çıkma çabasıdır. Gerçekte insan içinde bulunduğu olumsuz duruma aklın kendisi yüzünden değil, ama onu gerektiği gibi kullanmayı bilmemesi yüzünden düşmüştür. Bu yönüyle Aydınlanma’nın, Ortaçağ düşüncesine ve yaşam anlayışına karşıt bir dünya görüşü olarak ortaya çıktığı görülmektedir.<br />
Aydınlanma’nın temel özelliklerinden birisi de, doğa ile akıl arasında bir uygunluk olduğunu ve akılsal yapıda olan bu doğayı aklın rahatlıkla kavrayabileceğidir.<br />
a. Doğa ve Bilgi Felsefesi<br />
Bu dönemde bilginin doğasına ilişkin tartışmalar yoğunlaşmış ve Tümevarım Yöntemi Hume tarafından sorgulanmıştır. Fransız ansiklopedistlerinden D’Alembert ve Diderot gibi araştırmacılar Rönesans’tan bu yana üretilen yeni bilimsel bilgi birikimini, Ansiklopedi adlı yapıtta bir araya getirmeye çalışmışlardır.<br />
b. Matematik<br />
Bu dönemde Euler ve Lagrange integral ve diferansiyel hesabına ilişkin on yedinci yüzyılda başlayan çalışmaları sürdürmüş ve bu çalışmaların gök mekaniğine uygulanması sonucunda fizik ve astronomi alanlarında büyük bir atılım gerçekleştirilmiştir. Mesela Lagrange, Üç Cisim Problemi’nin ilk özel çözümlerini vermiştir.<br />
Leonardo da Vinci<br />
Rönesans’ın habercilerinin başında gelen Leonardo da Vinci (1452-1519) sistematik bir eğitim görmemiş olmasına karşın, bilgi dağarcığını iyi geliştirmiş ve bilim ve teknolojiye önemli katkılarda bulunmuş ansiklopedik nitelikte bir bilim adamıdır. Leonardo, öncelikle bir ressam olarak ad yapmıştır; onun muhteşem yapıtları bazı kiliselerin duvarlarını; günümüzdeki önemli müzeleri süslemektedir. Ancak resim çalışmalarını sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için bir seri anatomi ve perspektif çalışmaları yapmak ihtiyacını hissetmiştir. Bu çalışmalardan perspektifle ilgili olanını Leon Battista Alberti ve Pietro della Francesco gibi devrinin matematikçileriyle birlikte yürütmüştür. Bunlardan Francesco matematiğin yanı sıra resimle de ilgilenmiştir.<br />
Diğer yandan Leonardo, yapı bilgisine gereksinme duymuş ve başta insan yapısı olmak üzere bazı canlı yapıları kapsayan bir anatomi çalışması yürütmüştür. Bu çalışmalarında enjeksiyon tekniğini uygulayarak, yani dokular arasına kısa zamanda donan bir maddeyi zerk ederek, yapıyı tespit edip, onu en ince ayrıntısına kadar, en doğru şekilde belirlemeye çalışmıştır. Bu gayretleri sonucunda, özellikle kalp, mide, muhtelif damarlar ve kasların yapısını günümüze uygun olarak belirlemeyi başarmıştır. Kalbin kapakçıkları ve hareketi üzerinde dikkatini yoğunlaştırarak, kalbin adeta bir tulumba şeklinde çalıştığını belirtmiştir.<br />
Leonardo anatomi çalışmalarını karşılaştırmalı olarak yürütmüş, insanın anatomik yapısı ile muhtelif hayvanların anatomik yapılarını karşılaştırmıştır. Bunlardan biri de atların bacak ve ayak kemikleri ile insanınki arasında yaptığı ilginç ve günümüzde de doğru olarak kabul edilen karşılaştırmasıdır. Teknoloji ile ilgili olarak bazı projeler geliştiren Leonardo, kuşların kanat ve kas yapısından hareketle, insanların da belli bir düzenek sayesinde uçabileceği anlayışını geliştirmiş ve bu yolda bazı araştırmalar yapmıştır. Aynı şekilde balıklar gibi, insanların da denizin altında yaşayabileceğini varsayan Leonardo’nun ilk denizaltı projelerini geliştirdiği görülmektedir.<br />
Leonardo bir ressam, bir bilim adamı ve bir mühendistir; ancak o günlerde yaygın olarak kabul gören hümanizm görüşünü de desteklemiş ve klasik Yunan düşünürlerinin ve yazarlarının yeniden incelenmesi ve benimsenmesi gerektiğini hararetle savunmuştur. Ona göre bilim adamları tıpkı Aristoteles ve Platon gibi, kendi düşüncelerini hiçbir etki altında kalmadan geliştirmeli ve savunmalıdır.<br />
On altıncı yüzyıl bilimlerde otoritelerin yıkıldığı bir dönemdir; astronomide Batlamyus sistemi yıkılırken, tıpta Galen otoritesi son bulmuştur.<br />
c. Astronomi<br />
Yakın dönem astronomi çalışmalarının genellikle üç alanda yoğunlaştığı görülmektedir:<br />
1. Özellikle Herchell ve Halley’in yapmış oldukları gözlemler sonucunda Güneş sistemine ilişkin gözlemsel veriler artmıştır.<br />
2. Astronominin kuramsal yönünü oluşturan ve elde edilen gözlemsel verileri değerlendirerek gökcisimlerinin hareketlerinin matematiksel açıklamasını veren dinamik astronomi gelişmiştir. Mesela Laplace, Güneş sistemindeki bütün gezegenlerin hareketlerinin matematiksel olarak gösterilebileceğini öne sürmüştür.<br />
3. Fizik ve kimya alanlarında yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda yıldızların yapısını inceleyen astrofizik ve evrenin yapısını inceleyen kozmoloji gibi yeni bilim alanları ortaya çıkmıştır. Özellikle astrofizikte Frounhofer ve Kirchoff’un, kozmolojide ise Kant ve Laplace’ın yapmış olduğu araştırmalar çığır açıcı niteliktedir.<br />
d. Fizik<br />
Bu dönemdeki fizik araştırmalarının özellikle elektrik konusunda yoğunlaştığı ve Gilbert ve Otto von Guericke’in ardından, Du Fay, Franklin, Cavendish, Coulomb, Galvani, Ampere ve Volta’nın çalışmaları sonucunda elektriğin bağımsız bir fizik dalı olarak ortaya çıktığı görülmektedir.<br />
Ayrıca, ses, ışık, ısı ve enerjinin doğasını açıklamaya yönelik çalışmalar yoğunlaşmış ve bu fiziksel varlıklar arasındaki ilişkiler matematiksel olarak gösterilmiştir.<br />
Dalton, kimyasal tepkimeleri açıklamak için Atom Kuramı’nı, Young ise ışığa ilişkin çağdaş Dalga Kuramı’nı geliştirmiştir.<br />
f. Biyoloji<br />
Bu dönemde doğa bilimlerinden botanik ve zooloji alanlarındaki çalışmalar gelişmiş ve özellikle Darwin’in dedesi Erasmus Darwin ve Lamarck’ın yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, yeni bitki ve hayvan türlerinin oluşumunu açıklamaya yönelik Evrim Kuramı’nın temelleri atılmıştır.<br />
g. Coğrafya<br />
Bu dönemde on beşinci yüzyılda başlayan coğrafî keşifler, Cook ‘un özellikle Antarktika ve Dünya’nın diğer bölgelerine yapmış olduğu gezilerle tamamlanmıştır.<br />
h. Teknik<br />
Bu dönemde Sanayi Devrimi’nin temelleri atılmış ve bu sayede üretime makinalar hakim olmaya başlamıştır. Deniz ve kara araçlarının yanı sıra, hava araçları da geliştirilmiştir. Montgolfier Kardeşler’in bu alandaki çalışmaları sonucunda havacılığa ve uzay çalışmalarına giden yol açılmıştır.<br />
Kimyanın gelişmesine bağlı olarak madencilik ve metalürji sanayi de ilerlemiş ve üretim biçimi ve buna bağlı olarak ürün verimi köklü bir değişim geçirmiştir. Ayrıca tarımda da sanayileşme sürecine girilmiştir.<br />
3 Etkinlik<br />
Klasisizm:- Akıl sağduyu gerçek tabiat temeline dayanır.<br />
- Ferdi değil evrenseldir<br />
- Eski yunan ve Latin sanatkarlarını eserlerini örnek alır<br />
- Kuralcıdır, kurallara bağlıdır<br />
- Zevk vererek eğitmeyi amaçlar yüce değerlere ulaştırmak erdemli ahlaklı olmak<br />
- Eserlerde bütünlük ve mükemmellik aranır<br />
- Milli bir dil kullanılır. Bu dil seçkin kişilerin kullandığı dildir.<br />
- Konudan çok konunun işlenişine önem verilir.<br />
- Yalnız seçkin olgun kişiler ele alınır.<br />
- İnsan dışındaki her şey ihmal edilmiştir.<br />
Romantizm:- Romantizm hürriyetçidir, kural tanımaz, her türlü doğmatik düşünceye karşıdır<br />
- Ferdidir. İnsanı aklı ve duygularıyla bir bütün olarak görür, insanı yüceltir.<br />
- Akıldan çok hayal duguları ön plana çıkar<br />
- Melankoli, hüzün ve kötümserlik hakimdir.<br />
- Liriktir, duygusaldır.<br />
- Tabiata yönelme, tabiat tasvirleri önemli yer tutar.<br />
- Milli ve mahalli değerleri evrenselden üstün tutar.<br />
- Tasvire geniş yer verirler<br />
- Dünlük herkesin konuştuğu bir dil kullanmak önemlidir, suni ve süslü anlatıma karşıdırlar.<br />
- Sanatçılar eserlerde kendi kişiliklerini gizlemezler.<br />
- Klasisizme tepki olarak ortaya çıkmıştır.<br />
4. Etkinlik:<br />
Namık Kemal<br />
Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü yazar ve şairdir. Özellikle “İntibah” isimli romanı ve “Vatan, Yahut Silistre” isimli tiyatro oyunu ile tanınır. Asıl adı Mehmed Kemal’dir.<br />
1888′de mutasarrıflıkla sürgüne gönderildiği Sakız Adası’nda vefat etmiş, Türk Edebiyatında öncü niteliği bulunan şair ve tiyatro yazarıdır. “Vatan şairi” olarak da anılır<br />
Yaşamı Namık adını ona şair Eşref Paşa vermiştir. Babası, II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey’dir. Annesini küçük yaşında yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa’nın yanında, Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşlarında İstanbul’a babasının yanına döndü.<br />
1863′te Babıali Tercüme Odası’na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1865′te kurulan ve daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katıldı. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın sonucu 1867′de kapatıldı.<br />
Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Erzurum’a vali muavini olarak atandı. Bu göreve gitmeyi çeşitli engeller çıkarıp erteledi ve Mustafa Fazıl Paşa’nın çağrısı üzerine Ziya Paşa’yla birlikte Paris’e kaçtı. Bir süre sonra Londra’ya geçerek M. Fazıl Paşa’nın parasal desteğiyle Ali Suavi’nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı Muhbir gazetesinde yazmaya başladı. Ama Ali Suavi’yle anlaşamaması üzerine Muhbir’den ayrıldı. 1868′de gene M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Hürriyet adı altında başka bir gazete çıkardı. Çeşitli anlaşmazlıklar sonucu, Avrupa’da desteksiz kalınca, 1870′te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa’nın çağrısı üzerine İstanbul’a döndü.<br />
Nuri, Reşat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872′de İbret gazetesini kiraladı. Aynı yıl burada çıkan bir yazısı üzerine gazete hükümetçe dört ay süreyle kapatıldı. Namık Kemal gene İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Orada yazmaya başladığı Vatan Yahut Silistire oyunu, 1873′te Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelendiğinde halkı coşturup olaylara neden oldu. Bu haberi İbret gazetesinin yazması üzerine o sırada İstanbul’a dönmüş olan Namık Kemal birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı. Bu kez kalebentlikle Magosa’ya sürgüne gönderildi.<br />
1876′da I. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-î Esasi’yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı çıkınca II. Abdülhamid’in Meclis-i Mebusan’ı kapatması üzerine tutuklandı. Beş ay kadar tutuklu kaldıktan sonra Midilli Adası’na sürüldü. 1879′da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884′te Rodos, 1887′de Sakız Adası’na gönderildi. Ertesi yıl burada öldü ve Gelibolu’da Bolayır’da gömüldü.<br />
Edebi kişiliği<br />
Namık Kemal ilk şiirlerini çocuk denecek yaşlarda yazmaya başlamıştır. İstanbul’a geldikten sonra eski ve yeni kuşaktan şairlerin bir araya gelerek kurdukları Encümen-i Şuârâ’ya ve kimi Divan şairlerine nazireler yazmıştır. Şinasi’yle tanışıncaya değin, şiirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Bu dönemde özellikle Yenişehirli Avni, Leskofçalı Galib gibi şairlerden etkilenmiştir. Şinasi’yle tanışmasından sonra şiirlerindeki içerik de değişmiştir.<br />
Günlük konuşma dilinden alıntıların yanı sıra, o zamana değin geleneksel Türk şiirinde görülmemiş olan “hürriyet kavgası”, “esaret zinciri”, “vatan”, “kalb-i millet” gibi yepyeni kavramlarla birlikte, doğrudan doğruya düşüncenin aktarılmasını amaçlayan bir tür “manzum nesir” oluşturmuştur. Bosna-Hersek Savaşları, 93 Harbi gibi olayların yarattığı sonuçlar, onun yazdığı vatan şiirlerini etkilemiştir. Bu şiirlerin en tanınmışları arasında “Vâveyla”, “Vatan Mersiyesi”, “Vatan Şarkısı” ve “Hürriyet Kasidesi” yer alır. Namık Kemal şiirleriyle şiir tekniğine büyük bir katkıda bulunmuş sayılmazsa da o günler için alışılmamış diri bir sesle konuşmuş olması ve yapıtlarına kattığı yeni kavramlarla Türk şiirini<br />
Divan şiirinin edilgen edasından kurtarmıştır. Bütün bu nitelikler onun Vatan Şairi olarak anılmasına yol açmıştır.<br />
Tiyatro türüne özellikle önem veren Namık Kemal, altı oyun yazmıştır. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan Yahut Silistire yalnız ülke için değil, Avrupa’da da ilgi uyandırmış ve beş dile çevrilmiştir. Magosa’dayken yazdığı Gülnihal’de baskıya ve zulme karşı duyduğu tepkiyi dramatik bir biçimde dile getirmiştir. Oyunun sahnelenmesinde pek çok bölüm sansür tarafından çıkarılmıştır.<br />
Namık Kemal yine Magosa’da yazdığı Akif Bey’de, yurtsever bir deniz subayının göreve koştuğu sırada karısının kendisine bağlılık göstermeyişini anlatırken, ahlaksal bir yorum da getirir. Zavallı Çocuk’ta görücü yoluyla evlenmeye karşı çıkar. On beş per****k Celaleddin Harzemşah, Namık Kemal’in en beğendiği yapıtı olarak bilinir. Oyun, Moğollar’a karşı İslam dünyasını koruyan Celaleddin Harzemşah’ın kişiliği çevresinde gelişir. Bu eserde Namık Kemal, İslam birliği düşüncesini kapsamlı bir biçimde sergilemiştir. Namık Kemal’in ilk romanı olan “İntibah” 1876′da yayımlanmıştır. Ruhsal çözümlemelerinin, bir olayı toplumsal ve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında bir başlangıç sayılabilir. Eleştirmenler Namık Kemal’in bu romanda yüksek bir edebi düzey tutturamadığı görüşünde birleşirler.<br />
Dört yıl sonra yayımladığı “Cezmi”, tarihsel bir romandır. Kırım Şehzadesi Adil Giray’ın yaşadığı aşk ve Cezmi’nin onu kurtarmak isterken geçirdiği serüvenlerle gelişen romanda, Namık Kemal’in tam anlamıyla Avrupa Romantizmi’nin etkisinde olduğu izlenir. Namık Kemal’in yaşamı boyunca ilgi duyduğu alanlardan birisi de tarihtir. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş ve yükseliş dönemlerini anlattığı Devr-i İstila yayımlandığında büyük ilgi görmüştür. 1872′de çıkan Evrak-ı Parişan’da, Selahaddin Eyyubi, Fatih gibi tarihi kişilikleri, Barika-i Zafer’de İstanbul’un alınışını anlatır.<br />
Ahmed Nâfiz takma adıyla yayımladığı Silistire Muhasarası ve Kanije, yine Osmanlı tarihine ilişkin kahramanlık olaylarını ele alan kitaplardır. Namık Kemal’in, tarih konusunda en kapsamlı çalışması olan Osmanlı Tarihi’nde, Hammer’in etkisinde kaldığı, yapıtın bilimsel olmaktan çok, eğitici değer taşıdığı konusunda görüşler ileri sürülmüştür. Yarım kalan bu yapıtın ilk basımı II. Abdülhamid tarafından yasaklanmıştır. 1975′te yayımlanan Büyük İslam Tarihi adlı yapıtındaysa Namık Kemal, İbn Haldun, İbn Rüşd gibi yazarlardan yararlanmış olduğunu belirtmiştir. Namık Kemal romanı ve tiyatroyu toplumsal yaşama soktuğu gibi, edebiyat eleştirisini de Türkiye’ye ilk getiren kişilerden biri olmuştur.<br />
En önemli eleştiri eserleri Tahrib-i Harâbât ile Takip’dir. Eleştirilerinde canlı, dolaysız bir üslup kullanmıştır. Tahrib-i Harâbât, Ziya Paşa’nın Harâbât adlı güldestesine karşı yazılmış sert bir eleştiri niteliğindedir. Takip de yine aynı güldestenin ikinci cildini eleştirir. Mukaddeme-i Celal eleştirisinde Namık Kemal, Batı edebiyatı ile Doğu edebiyatını karşılaştırmış, tiyatro, roman türleri üstünde durmuştur. Namık Kemal gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yer alır. Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazmıştır. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularına dek çok çeşitli alanlarda yazdığı makalelerin sayısı 500 kadardır. Bunlarda düzyazıdaki üstün yeteneğini ortaya koyduğu ve çok etkili bir üslup oluşturduğu kabul edilir.<br />
Siyasi görüşleri<br />
1868 yılında Hürriyet adlı gazetede yayınlanan bir makalesinde Namık Kemal İslam’ın başlangıç dönemlerinde bir çeşit cumhuriyet olduğunu ve eğer halkın egemenliği ilkesi kabul edilirse, kimsenin bir cumhuriyet yönetimi kurulmasına karşı gelme hakkı olmayacağını yazmıştı. [1]<br />
Sanatsal özellikleri<br />
* Tanzimat döneminin en önemli düşünce, sanat ve siyaset adamıdır.<br />
* ”Toplum için sanat” anlayışı benimsemiştir. Sanatı, toplumun Batılılaşması için bir araç olarak kullanmıştır.<br />
* Eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmayı amaçlamıştır.<br />
* Divan edebiyatının süslü-sanatlı düz yazısı yerine, belli bir düşünceyi iletmeyi amaçlayan yeni bir düzyazıyı kullanmıştır.<br />
* Eserlerinde noktalama işaretlerini kullanmıştır.<br />
* Gençliğinde Divan Edebiyatı tarzında şiirler yazmış, Avrupa’ya gittikten sonra yeni edebiyatı benimsemiş ve o yolda ürünler vermiştir.<br />
* Namık Kemal, Fransız edebiyatını örnek almış; klasizmin ve romantizmin etkisinde kalmıştır.<br />
* Şiirleri biçim bakımından eski, konu bakımından yenidir. Yurt, ulus, özgürlük gibi konuları işlemiştir.<br />
* Ayrıca şiirlerinde mücadeleci tipte bir insan yaratmıştır.<br />
* Tiyatroyu “eğlencelerin en faydalısı” olarak nitelemiş, halkın eğitilmesinde okul gibi görmüş, sahne dili ve tekniği yönünden başarılı yapıtlar vermiştir.<br />
Ziya Paşa<br />
Hayatı1825′te İstanbul’da doğdu. Galata Gümrüğü’nde katiplik yapan Erzurum’un İspir ilçesinden Ferideddin Efendi’nin oğludur. Bayezit Rüşdiyesi’ni bitirdi. Özel derslerle Arapça ve Farsça öğrendi. Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi’nde çalıştı. 1855′te Mustafa Raşid Paşa aracılığıyla sarayda Mabeyn Katipliği’ne atandı. Bu sırada Fransızca öğrendi. Ali Paşa sadrazam olunca saraydan uzaklaştırıldı.<br />
1861′de Kıbrıs, 1863′te Amasya Mutasarrıfı ve Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye üyesi oldu. 1865′te Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ne katıldı. Yeniden Kıbrıs’a atanınca 1867′de Namık Kemal ile birlikte Londra’ya kaçtı. Birlikte Yeni Osmanlılar’ın yayın organı olan Hürriyet gazetesini yayınladılar. Namık Kemal’in ayrılmasından sonra gazetenin sorumluluğunu üstlendi. 1870′te Cenevre’ye gitti. Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1871′de İstanbul’a döndü.<br />
1872-1876 arasında Şurayı Devlet üyeliği ve maarif müsteşarlığı yaptı. Anayasayı hazırlayan Kanun-i Esasi adlı kurumda görevlendirildi. 1′inci Meşrutiyet’in ilanından sonra 1877′de vezir rütbesiyle önce Suriye Valiliği’ne ardından Adana Valiliği’ne atandı. 17 Mayıs 1880′de Adana’da yaşamını yitirdi.Paris’te bulunduğu yıllarda çeviriler de yapmıştır.<br />
Ziya Paşa, Namık Kemal ve Şinasi’yle birlikte, Tanzimat’la başlayan Batılılaşma hareketinin etkisinde gelişen Batılılaşma Dönemi Türk edebiyatının ilk aşamasını oluşturan üç yazardan biridir. Padişaha ve Reşid Paşa’ya kasideler yazmıştır. 1859′da yazdığı “Tercî-i Bend” şiiriyle tanınmıştır. Hece ile yazılmış birkaç şarkısı dışında, Divan şiiri geleneğine bağlı kalmıştır.<br />
Eserlerinin Özellikleri<br />
Eserlerinde 2. Abdülhamit yönetimine karşı özgürlükleri ve meşrutiyeti savundu. Batılılaşma yanlısı, yenilikçi Tanzimat Edebiyatı’nın öncüleri arasında yer aldı. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte yeni Türk edebiyatının temellerini attı. Türk edebiyatının kendi geleneğine sahip çıkmasını istedi, şiir ve yazı dilinin halkın dili olması gerektiğini savundu. Şiirlerinde divan şiir biçimlerini kullandı ama içerikte hak, adalet, uygarlık, hürriyet gibi temaları işledi. “Terci-i Bend” ve “Terkîb-i Bend” isimli iki şiirinde ise insanın yargısı ve gerçeği kavramanın olanaksızlığı, Tanrı’nın mutlak egemenliği gibi metafizik konular üzerinde durdu. 1874-1875′te Arap, Fars ve Türk şairlerin şiirlerini “Harabat” adlı 3 ciltlik ansiklopedide topladı.<br />
Abdülhak Hamit Tarhan<br />
Tanzimat döneminde batı tesirlerini Türk şiirine sokan şair, tiyatro yazarı ve diplomat. 5 Şubat 1851’de İstanbul’da doğdu. Babası, dedesi ve soyu ilim aleminde isim yapmış şahsiyetlerdi. Dedesi Abdülhak Molla, İkinci Mahmud ile Abdülmecid Hanın hekimliğini yapmış, şiir ve tarihle uğraşmıştı. Babası Hayrullah Efendi ise, meşhur bir tarihçi ve diplomattı.<br />
Abdülhak Hamid ilk tahsiline Evliya Hoca, Behaeddin ve Hoca Tahsin Efendi gibi özel hocaların huzurunda başladı. Özellikle Hoca Tahsin Efendinin Abdülhak Hamid üzerindeki etkisi büyüktür Daha sonra Bebek Köşk Kapısındaki mahalle mektebi ile Rumelihisar Rüşdiyesine kısa süre devam etti. Ailesi tarafından Paris’te eğitim yapması uygun görülünce ağabeyi Nasuhi Bey ile 1863 Ağustosunda Paris’e gitti. Orada özel bir koleje başladı. Kısa zamanda Fransızcasını ilerletti. 1,5 sene tahsilden sonra, yanlarına gelen babası ile İstanbul’a döndü. İstanbul’da Fransız mektebine başladı ve Fransızcasını ilerletmek için Babı ali’de tercüme odasına girdi. On dört yaşlarındayken, Tahran büyükelçiliğine tayin edilen babasıyla birlikte İran’a gitti ve 1,5 sene özel olarak Farsça dersleri aldı. Babasının 1867’de vefatı üzerine İstanbul’a döndü.<br />
İstanbul’a döndükten sonra, önce Maliye mektubi, daha sonra sadaret kaleminde vazife yapan Abdülhak Hamid, buralarda Ebüzziya Tevfik ve Recaizade Mahmud Ekrem’le tanıştı. Sami Paşa’dan Hafız Divanı’nı okudu. Bu arada Tahran hatıralarını anlatan Macera-yı Aşk adlı ilk eserini yazdı ve meşhur Makber mersiyesini yazmasına sebeb olan Fatma Hanımla evlendi. 1876 senesinde hariciye mesleğini seçen Abdülhak Hamid Paris Sefareti ikinci katibliğine tayin edildi ve iki buçuk sene vazife yaptı. Bu arada Fransız edebiyatını yakından tanıma fırsatını buldu. Paris dönüşü bir süre açıkta kalan Abdülhak Hamid, 1881’de Poti, 1882’de Golos, bir sene sonra da Bombay başşehbenderliklerine tayin edildi. Bombay’da üç sene kaldı. Eşi Fatma Hanımın rahatsızlığının artması üzerine, İstanbul’a dönmek için yola çıktı ise de, Fatma Hanım Beyrut’ta vefat etti.<br />
Abdülhak Hamid Bombay dönüşünde Londra elçiliği başkatipliğine tayin edildi. Fakat Zeynep isimli manzum piyesi yüzünden vazifeden alındı. Bir süre boşta gezdikten sonra edebiyatla uğraşmayacağına söz vermesi üzerine, tekrar Londra’daki eski görevine gönderildi. Bu gidişinde İngiliz olan Nelly Hanım ile evlendi. 1895 senesinde Lahey büyükelçiliğine iki sene sonra tekrar Londra elçiliği müsteşarlığına tayin edildi. Hanımının rahatsızlanması üzerine, 1900’de İstanbul’a dönen Abdülhak Hamid, 1906’ya kadar İstanbul’da kaldı. 1906’da Brüksel büyükelçiliğine tayin edildi. 1911’de hanımı Nelly’nin ölümü üzerine Belçikalı Lüsyen Lucienne Hanım ile evlendi. Balkan savaşları sırasında kabine tarafından azledilince İstanbul’a döndü. Maarif nezareti teklif edildi ise de kabul etmedi. Bir süre açıkta kaldıktan sonra ayan üyeliğinde bulundu. Mütareke yıllarında Viyana’ya gitti. Burada sıkıntılı günler geçirdi. Cumhuriyetin ilanından sonra anavatana döndü. 1928 senesinde İstanbul Milletvekili seçildi ve ölünceye kadar mebus olarak kaldı. Kendisine vatana üstün hizmet fonundan maaş bağlandı. Ayrıca belediye de, dayalı döşeli bir apartman dairesi verdi. 12 Nisan 1937’de İstanbul’da öldü. Mezarı Zincirlikuyu’dadır.<br />
Abdülhak Hamid, Tanzimat sonrası bütün edebi ve siyasi devirleri yaşamış bir şairdir. Tanzimatı, meşrutiyetleri ve cumhuriyeti görmüştür. Bu devirlerdeki Tanzimat, Servet-i Fünun, Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıdı. Ayrıca uzun seneler doğuda ve batıda diplomat olarak bulunması her iki edebiyatı tanımasına sebep oldu. Bu sebeple Türk şiirine batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirdi. İlk başlarda Tanzimat ekolünün tesirinde kalmış sonra batıyı tanıyınca, klasik edebiyattan ayrılarak batı tekniği ile eser vermiştir. Edebiyatımızın yeni bir çehre kazanmasında Recaizade Ekrem daha çok teorik yönünü işlerken, Hamid yazdıklarıyla bunu uygulamıştır. Eserlerinde batı edebiyatından bilhassa Shakespeare ve Victor Hugo’nun tesirleri açıkça görülür. Şiirlerindeki başlıca konu romantik ve felsefi düşünceler, ölüm duyguları ve insan kaderi hakkındadır. Şiirlerinde pekçok yabancı kelime vardır. Batı yazarlarından etkilenerek yazdığı dramalar Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur. Kendisine son zamanlarda Şair-i azam (en büyük şair) ünvanı verilmiştir.<br />
ESERLERİAbdülhak Hamid’in eserleri iki grupta toplanmaktadır:<br />
Şiirleri: Makber, **ü (1885), ***** (1885), Bala’dan Bir Ses (1911), Validem (1913), Yadigar-ı Harb (1913), İlham-ı Vatan (1918), Tayflar Geçidi (1919), Garam (1919), Yabancı Dostlar (1924).<br />
Tiyatroları: Hamid’in tiyatroları mensur ve manzum olmak üzere iki kısımdır. Mensur tiyatroları: Macera-ı Aşk (1873), Sabrü Sebat (1875), İçli Kız (1875), Duhter-i Hindu (1876), Tarık yahut Endülüs’ün Fethi (1879), İbn-i Musa (1880), Finten (1898). Manzum tiyatroları: Nesteren (1878), Tezer (1880), Eşber (1880), Sardanapal (1908), Liberte (1913).<br />
Sayfa 36<br />
Hazırlık Çalışmaları<br />
1) Kaside:<br />
a. Klasik Türk Edebiyatı nazım biçimidir.<br />
b. Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılırlar<br />
c. Aruz ölçüsüyle yazılmıştır.<br />
d. Nazım birimi beyittir<br />
e. En az 31 en fazla 99 beyitten oluşur.<br />
f. Altı bölümden oluşur<br />
g. Kafiye düzeni aa ba ca da şeklindedir<br />
2) Hayır olamaz. Çünkü bir insanın bilmediği bir şey hakkında bişeyler yazması imkansız gibi bişeydir. Robot teknolojileri 1960’lardan sonra geliştirilmeye başlandığı için robot şiiri kesinlikle 1870-1920 yıllarına ait olamaz.<br />
3) Bu dönemin nasıl ortaya çıktığını hangi olayların etkili olduğundan bahsedere söze başlardım. Bu dönemde yazılan şiirlerden örnekler verir dönem şiirinin özelliklerini çıkarmaya çalışırdım.<br />
Sayfa 38:<br />
Sorular<br />
1) Şair bu tür ses benzerlikleriyle şiirde ahengi yakalamaya çalışmış, başarılıda olmuştur. Tekrar eden “-den” sesleri redif “-et” sesleri kafiyedir.<br />
Bu kelimeler şiire kendine özgü bir söyleyiş ve ritim katmıştır. Bu kelimelerde ki ünlü harflerin uzun okunması gerektiği şiirde söyleyiş tarzı ve ses değerlerinin birlikte düşünüldüğünü göstermektedir. Bu şekilde kullanımla birlikte şiirin ahenginin; ses akışı söyleyiş ve ritim ile sağlandığı söylenebilir.<br />
2) Nedim bir Divan Edebiyatı şairidir. Yaşadığı döneme bakılacak olursa kullandığı dilin daha ağır ve süslü olduğu görülebilir. Bununla birlikte Divan Edebiyatında kasideler devlet büyüklerini övmek için yazılan şiirlerdir. Hürriyet Kaside’sinde ise vatan millet eşitlik konuları işlenmiştir. Dili daha sade ve sanatsızdır. Ayrıca teması gereği daha coşkulu bir anlatıma sahiptir.<br />
Sayfa 50 Hazırlık Çalışmaları<br />
1- Roman anlatmaya bağlı edebi metinlerin en uzun türüdür. Romanda olay hikayeye göre daha detaylı anlatılır. Tasvirlere daha geniş yer verilir. Diğer edebi türlerde görülmeyecek kadar karakter yer alır. Her roman yazarından dolayısıyla yazarın yaşadığı dönemden izler taşır. Yazıldığı dönemin sorunlarını ele alır. Bu yüzden realist eserler olarak tanımlanabilirler.<br />
2- Eğer bir roman yazacak olsam öncelikle hangi alanlarda uzman olduğumu tespit ederdim. Daha sonra güncel bir konu üzerine sağlam bir plan kurarak romanımı yazardım.<br />
Sayfa 51 Sorular:<br />
1- Soldan sağa; Dilber’in evden kaçması, soğuktan bayılması, yaşlı kadının evinde gözlerini açması, yaşlı kadının dilberi istemeye gitmesi, Mustafa efendi ve eşinin dilberi satmak istemesi, dilberin Mustafa Efendinin evinde geri götürülmesi, Dilberin Asaf Paşa’nın konağına satılması, Dilber’in Mısır’da ki evden kaçıp bindiği gemiden Nil’e atlayarak intihar etmesi.<br />
2- Zengin bir aileden gelen yazar konaklarda yaşadığından buralarda ki yaşamı bilmektedir. Böylesi konaklarda yaşayan insanlarının hayatlarının detaylarını bilmektedir. Bildiklerini de romanına başarıyla yansıtmıştır diyebiliriz. Roman Tanzimat dönemi toplumunun yaşamından canlı kesitler sunmaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda yazarın yaşadığı dönemden etkilendiğini ve bunu eserine yansıttığını rahatlıkla söyleyebiliriz.<br />
3- Bu romanda beni en çok etkileyen bölüm; Dilber’in eve döndükten sonra dayak yemesi ve aç bırakılmasıdır. Bu durum insanın yaşayabileceği en zor durumlardandır.<br />
4- Resim aşağıda:<br />
5- Sergüzeşt romanında mekan:<br />
a. Mustafa Efendi’nin Konağı<br />
b. Yaşlı kadının evi<br />
c. İkinci kez satıldığı ev olan Asaf Paşa Konağı<br />
d. Mısır’da ki konaklar vs.<br />
Romanda zaman kesin olarak bilinmemekle birlikte daha çok, gece gündüz gibi genel zaman aralıkları kullanılmıştır.<br />
6- Metinde ki kişiler, zaman ve mekan bir araya gelerek romanın büyük olayının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Küçük olaylar bir araya gelerek büyük olayın oluşmasına vesile olmuşlardır. B) Sergüzeşt romanında kişi zaman ve mekan arasında uyumsuzluk yoktur.<br />
7- Dilber Kafkasya’dan getirilmiş bir esir kızdır. Hürriyeti elinden alınmış bu masum kız Arap halayık Telavet tarafından sürekli dövülmektedir. Memleketini ve annesini özleyen dilber bir gece evden kaçmış yaşlı bir kadın tarafından baygın halde bulunmuştur. Yaşlı kadın acıyarak dilberi evine almıştır. Merhametli bir kadın olan bu yaşlı insan onu Mustafa Efendi’den satın alarak özgürlüğüne kavuşturmak ister. Ancak bu isteği geri çevrilir. Dilber tekrar eski evine getirilmiş sonra da birkaç kişiye daha satıldıktan sonra kendini Mısır’da bulmuştur.daha fazla esir hayatına dayanamayan kızcağız kendini Nil Nehrinin sularına bırakarak intihar etmiştir.<br />
1. Etkinlik:<br />
Eser realizm akımın etkisinde yazılmıştır. Kişiler olay olay örgüsü ve mekan realist özellikler gösterirken yer yer romantizm akımının özellikleri d görülmektedir.<br />
8- Tema: Esarettir. Sergüzeşt macera anl***** gelmektedir. Romanda da dilberin esir hayatından kurtulmak için verdiği mücadele ve yaşadığı maceralar anlatıldığından kelime anlamı ile tema arasında bir bağlantı olduğunu söyleyebiliriz. Çeşitli alternatifler her zaman vardır. Misalen: Kafkas Kızı, Çile, Dilber vs başlıklarda romana koyulabilir.<br />
9- Romanda köle ticareti ve esir hayatı anlatılmaktadır. Bu durumu günümüzle eşleştirmeye çalışamayız çünkü günümüzde köle ticareti yok denecek kadar azdır.<br />
10- Toplumu oluşturan en küçük birim aile olduğundan aileyi etkileyen her olay toplumu da etkiler. Bu yüzden eserlerde aile hayatı ön plandadır.<br />
11- Anlatıcı İlahi bakış açısına sahiptir. 3. Tekil kişi ağzından anlatılmıştır. Anlatıcı Dilberin başından geçenleri kişilere müdahale etmeden tarafsız bir şekilde anlatmıştır.<br />
12- Evet içerir. Yazar sosyal sorunların varlığını işaret ederek toplumu bu konuda bilinçlendirmek istemiştir. B) Tanzimat dönemi romancıları genellikle halka ders vermeyi amaçlamışlar. Toplum için sanat anlayışını benimsemişlerdir.<br />
13- Sergüzeşt romanı için: dil daha sadedir, olağanüstü olaylar yoktur, halka hitap eden bir eserdir. Seciye yer verilmemiştir. (seci: düzyazıda kelimeler arasında ki kafiyeye verilen addır)<br />
2. Etkinlik: Pas (burayı defterime yazmamışım, bir yerlerden bulabilirsem buraya eklerim.)<br />
14- Sami Paşazade Sezai:<br />
a. Sanat toplum için anlayışını benimsemiştir.<br />
b. İyi bir hikaye yazarıdır.<br />
c. Yazdığı hikayelerde realizmin etkisi görülür.<br />
d. Romantizme uygun şiirler yazmıştır.<br />
e. Sade bir kullanmıştır<br />
f. Modern hikayenin kurucusudur.<br />
B) yazar konakta büyümüştür. Bu yüzden konak hayatını, buralarda çalışan insanlarla işverenler arasında ki bağı iyi bilmektedir. Burada da görüldüğü gibi yazar kendi deneyimlerini toplumu etkileyen bir olay üzerine kurgulayarak yazmıştır .<br />
Sayfa 61<br />
soru 1.a:Metnin olay örgüsü şu şekildedir.<br />
-Canan’ın satın alınması<br />
-Felatun Bey’in Polin’i ile birlikte olmaya başlaması<br />
-Canan’ın Rakım’a aşık olması<br />
-Rakım’ın Felatun ile karşılaşması<br />
-Jozefino’nun Rakım’ın evine gelmesi<br />
-Felatun’un mutasarrıf olması<br />
-Canan’ın iyileip evlenmesi<br />
-Rakım’ın Canan’la evlenmesi<br />
1.b:Yazarın görüşlerini belirtmesi roman tekniği açısından büyük bir kusurdur.Yine yazarın bu tarz müdahaleleri okuyucuya eğitme amacı gütmesi,olay örgüsünü şekillendirmiş<br />
2.uygundur.O dönemdeki mirasyedi tiplerin batılı yaşam tarzını benimseyip romandaki olaylarla karşılaşması uygun<br />
3.Belirli davranışlar sergileyip çevreyi etkiliyor.Tiptir.<br />
Karakter çözümleme tablosu<br />
Felatun bey<br />
mirasyedi<br />
Mirasyedi olmasu uçarı olmasına sebep olmuş<br />
kendini bırakmıştır<br />
yoktur<br />
ben olsam böyle uçarı davranışlar sergilemem<br />
Gerçek hayatta var(alt alta yazdım arkadaşlar sırayla yazın)<br />
Rakım Efendi<br />
Çalışkan<br />
Kişiliğinin güçlenmesini sağlamış<br />
Daha dikkatli davranmakta<br />
Can,Canan ve Jozefino üzerinde etkili<br />
Bende onun gibi davranırdım<br />
var<br />
Canan<br />
Sevgisini saklayan<br />
Özgürlüğü alınmış<br />
Çaresiz kalmakta<br />
Yok<br />
Ben olsam sevgimi saklamam<br />
Var<br />
Jozefino<br />
Dost canlısı birisi<br />
Etkisi yoktur<br />
Olaylar karşısında bir tavır sergileyememiş<br />
yok<br />
Gerçek hayatta var<br />
Soru 4:Fötür şapkalı olan(sol taraftaki)Batılı yaşamın temsilcisi Felatun<br />
Fesli olan(sağ taraftaki)Geleneksel yaşamın temsilcisi Rakım<br />
Soru 5: Doğu batı çatışması tema:yanlış batılılaşma<br />
Soru 6:Rakım Efendi ile Canan Romantizmi en iyi ifade eden kahramanlar.Rakım’ın geleneklerine Bağlı yapısı Canan’ın aşkı Romantizmle örtüşüt<br />
Soru 7:Yanlış batılılaşmadır.Kendi milli kültürünü bırakıp Batıya körü körüne bağlı insanlar günümüzde mevcut<br />
soru 8:yapmamışım<br />
Soru 9:a.Okuyucuya bilg vermek amaçlanmış.İçermektedir<br />
b.Roman halkı eğitmek,onlara ders vermek için kullanılabilecek bir araçtır.Sanatta fayda ön plandadır.Romanın halka hitap etmesi sebebiyle konuşma dili unsurlarıyla sade bir dil kullanılmıştır.<br />
11.Dönemin sosyal bir sorununu yansıtması romanın tarihi bir belge değeri taşımasını sağlar<br />
12.a)Ahmet Mithat Efendi<br />
-Tanzimat döneminin en önemli yazarıdır<br />
-Toplumsal konuları işlemiştir<br />
-Sade bir dil kullanmıştır<br />
-Tanzimat döneminde en çok eser veren yazardır<br />
-Genç edebiyatçıları etrafında toplamıştır<br />
12.b)Halkı eğitmeyi amaçladığından sade bir dil kullanmış<br />
Sayfa 61<br />
soru 1.a:Metnin olay örgüsü şu şekildedir.<br />
-Canan’ın satın alınması<br />
-Felatun Bey’in Polin’i ile birlikte olmaya başlaması<br />
-Canan’ın Rakım’a aşık olması<br />
-Rakım’ın Felatun ile karşılaşması<br />
-Jozefino’nun Rakım’ın evine gelmesi<br />
-Felatun’un mutasarrıf olması<br />
-Canan’ın iyileip evlenmesi<br />
-Rakım’ın Canan’la evlenmesi<br />
1.b:Yazarın görüşlerini belirtmesi roman tekniği açısından büyük bir kusurdur.Yine yazarın bu tarz müdahaleleri okuyucuya eğitme amacı gütmesi,olay örgüsünü şekillendirmiş<br />
2.uygundur.O dönemdeki mirasyedi tiplerin batılı yaşam tarzını benimseyip romandaki olaylarla karşılaşması uygun<br />
3.Belirli davranışlar sergileyip çevreyi etkiliyor.Tiptir.<br />
Karakter çözümleme tablosu<br />
Felatun bey<br />
mirasyedi<br />
Mirasyedi olmasu uçarı olmasına sebep olmuş<br />
kendini bırakmıştır<br />
yoktur<br />
ben olsam böyle uçarı davranışlar sergilemem<br />
Gerçek hayatta var(alt alta yazdım arkadaşlar sırayla yazın)<br />
Rakım Efendi<br />
Çalışkan<br />
Kişiliğinin güçlenmesini sağlamış<br />
Daha dikkatli davranmakta<br />
Can,Canan ve Jozefino üzerinde etkili<br />
Bende onun gibi davranırdım<br />
var<br />
Canan<br />
Sevgisini saklayan<br />
Özgürlüğü alınmış<br />
Çaresiz kalmakta<br />
Yok<br />
Ben olsam sevgimi saklamam<br />
Var<br />
Jozefino<br />
Dost canlısı birisi<br />
Etkisi yoktur<br />
Olaylar karşısında bir tavır sergileyememiş<br />
yok<br />
Gerçek hayatta var<br />
Soru 4:Fötür şapkalı olan(sol taraftaki)Batılı yaşamın temsilcisi Felatun<br />
Fesli olan(sağ taraftaki)Geleneksel yaşamın temsilcisi Rakım<br />
Soru 5: Doğu batı çatışması tema:yanlış batılılaşma<br />
Soru 6:Rakım Efendi ile Canan Romantizmi en iyi ifade eden kahramanlar.Rakım’ın geleneklerine Bağlı yapısı Canan’ın aşkı Romantizmle örtüşüt<br />
Soru 7:Yanlış batılılaşmadır.Kendi milli kültürünü bırakıp Batıya körü körüne bağlı insanlar günümüzde mevcut<br />
soru 8:yapmamışım<br />
Soru 9:a.Okuyucuya bilg vermek amaçlanmış.İçermektedir<br />
b.Roman halkı eğitmek,onlara ders vermek için kullanılabilecek bir araçtır.Sanatta fayda ön plandadır.Romanın halka hitap etmesi sebebiyle konuşma dili unsurlarıyla sade bir dil kullanılmıştır.<br />
11.Dönemin sosyal bir sorununu yansıtması romanın tarihi bir belge değeri taşımasını sağlar<br />
12.a)Ahmet Mithat Efendi<br />
-Tanzimat döneminin en önemli yazarıdır<br />
-Toplumsal konuları işlemiştir<br />
-Sade bir dil kullanmıştır<br />
-Tanzimat döneminde en çok eser veren yazardır<br />
-Genç edebiyatçıları etrafında toplamıştır<br />
12.b)Halkı eğitmeyi amaçladığından sade bir dil kullanmış<br />
Anlama yorumlama<br />
1.Roman olması,sade bir dil kullanılması dönemiyle ilişkilendirilir<br />
2.Aynı temayı işlemelerine rağmen eserlerin farklılığı;sanatçının kendi üslübuyla yazması<br />
3.Sergüzeşt ve Felatun Bey ile Rakım Efendi romanları anlatmaya bağlı edebi metinler olması ve olay çevresiinde gelişmesi dolayısıyla destan,masal,halk hikayesi ve mesneviyle ilişkilendirilebilir<br />
4.Destan,masal,mesnevi mekan ve zaman özellikleri bakımından aynı<br />
Hayali ve olağnüstü mekanlara sahip,belirsiz zaman ifadeleri var<br />
Romanda ise:gerçekçi betimlenmiş mekanlar,belirli ve dolayla zaman ifadeleri<br />
6.etkinlik<br />
Teknik bakımdan zayıf hikaye ile roman arası biryere sahip.Dil sade.Roımanlarda amaçhalkı bilinçlendirmek ve eğitmek olduğundan sanatsal yönün geri planda kalmasına neden olmuş<br />
**çme ve değerlendirme<br />
Y<br />
D<br />
D<br />
2.-İlahi bakış açısı<br />
-Romantizm,realizm<br />
3.divan-masal yanıt-E<br />
4.Destandaki mekanla romandaki mekanın ortak yönü yapıyı oluşturan unsur olmasıve olayların yaşandığı yeri göstermesidir<br />
farklılık ise destanda olağnüstü mekanlar varken romandaki mekanlar gerçekçidir<br />
11.Sınıf Edebiyat Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 81-104 Arasındakı Sayfalar !!<br />
3, COŞKU VE HEYECANı DILE GETIREN METINLER (ŞiiR) VE MENSUR ŞiiR<br />
Hazırlıkı. Verilen dörtlük bir resimle ifade edilebilir. Verilen dörtlükte yapılan betim*lemeler, okuyucunun zihninde canlanan bir görüntüye sahiptir. Bu nedenle Servet*i Fünün Döneminde “resim gibi şiir yazma” anlayışı oldukça hakimdir.<br />
2. Bir dönemde yazılan şiirlerin kendilerinden önceki dönemlere ait şiir şekille*rinden farklı olması, birtakım yeni. edebi türlerin şiire girdiğinin bir göstergesidir .<br />
İnceleme<br />
1.Şiirin ritmi aruz ölçüsüyle sağlanmıştır. Ayrıca şiirdeki ses benzerlikleriyle de ahenge yardımcı bir söyleyiş oluşturulmuştur.<br />
2. Verilen bendin söyleyişine dikkat edilirse, şiirin başlığında olduğu gibi yağ*murun yağış sesi ve ritmi verilmeye çalışılmıştır.<br />
3. Şiir başta ve sonda birer bent ve arada beyitlerin yer aldığı bir yapıya sahip*tir. Tevfik Fikret bu şiirinde klasik divan şiiri kalıplarını kırmış, söyleyiş ile tema arasında bir yapı meydana getirmiştir.<br />
4. a Şiirdeki bentler ve beyitler şiirin birimleridir. Birimlerde günümüz Türkçesiyle kısmında da verildiği gibi yağmurun yağışı ve yağmur yaşarken şai*rin izlenimleri dile getirilmiştir .<br />
. b. Birimlerde anlatılanlar şiirin temasını farklı yönlerden işleyerek bir bü*tün oluşturmaktadır.<br />
5. a Şiirin başında ve sonunda bent,Lida Dai Dai Hua Jiao Nang bentler arasında ise beyitlerin kullanıl*ması, yağmurun yağışı da düşünülürse, önce hafiften başlayan (ı.bent), daha son*ra hızlanan (beyitler) ve yine bitmeden önce yavaşlayan (sonuncu bent) yağmur sahnesi canlandınlmaya çalışılmıştır.<br />
b. Şiirin yapısıyla temasıarasındaki ilişkiyi resmediniz.<br />
1.ETKiNLIK ı. Grup: Ahmet Muhip Dıranas’ın Yağmur adlı şiirinin teması, Fikret’in şiirin*de olduğu gibi “yağmur”dur. Tema şairin duyuşuna göre anlatılmıştır.<br />
2. Grup: Hay-Kay, Japon şiirine ait özel bir nazım şeklidir. İşlenen tema ise yi*ne yağmurdur.<br />
Bu durum temanın evrensel bir özellik taşıdığını gösterir.<br />
6. Şiirin temasıyla devrin siyasi ve sosyal gerçekliğiyle bir ili~kisi yoktur. Çün*kü Servet-i Fünun sanatçıları toplumsal konu ve sorunlardan uzak durmuş, birey*sel kanunlara yönelmişlerdir.<br />
7. Tanzimat Dönemi sanatçılarında görülen toplumsal sorumluluk duygusu, Servet-i Fünun sanatçılarında yoktur. Bu nedenle işlenen temalar Tanzimat Döne*minde toplumsal, Servet-i Fünun Dönemlerinde bireyseldir.<br />
2.ETKINLIK<br />
Teması yağmur olan bir yazı yazınız.<br />
8. Verilen beyitlerde doğal dil, şiİr dilinin birtakım benzetme, mecaz ve sanatla*rıyla kullanılmıştır. Bu durum beyitlerde şiir dilinin ağır bastığını göstermektedir. 9. Şiirdeki bentler ile iki, dört, altı, yedi ve sekizinci beyitlerde anjambman var*dır. Bu durum şiir dilinin nesir (düz yazı) diline yaklaştığını gösterir.<br />
10. Yağmur şiirinde anlatılanlar, Servet-i Fünun sanatçılarının resim gibi şiir yazma anlayışlarına uygun olduğu için resimle ifade edilebilir. Şiir bu yönüyle parnasizm akımına uymaktadır. Şiirin her birimi birer sahne niteliği taşıdığı için şiirin tamamı parnasizm akımına örnektir.<br />
PARNASİZM<br />
Fransa’da şiir türünde ortaya çıkmış bir akımdır. Şiirdeki gerçekçilik diyebile*ceğimiz pamasizm, bir anlamda realizmle natüralizmin şiirdeki sentezinden oluş*muştur. 1886′da “Pamas” adlı derginin yayınlanmasıyla ortaya çıkmıştır (Pamas:<br />
Mitolojide ilham perilerinin yaşadığına inanılan efsanevi dağın adı).<br />
Pamasyenler şiiri salt biçim olarak görürler. Bu nedenle biçim güzelliğini her şeyin üstünde tutarlar. Yine aynı nedenlerle ölçü ve uyağa çok önem vermişler, ritmi ön plana çıkarmışlardır. Sözcüklerin birarada kullanılmasından doğacak mü*ziği de şiir için gerekli görmüşlerdir. Pamasizm, rom an tizm e tepki olarak doğdu*ğu için bu akımda duygunun yerini düşünceler almış, pamasyenler şiirde ayrıntılı ve nesnel betimlemelere yer vermişler, duygusallığı reddetmişlerdir.<br />
Şiiri, ışık, gölge, renk ve çizgilerle sağlamayı düşünürler.<br />
“Sanat, sanat içindir” görüşünde olan pamasyenler şiirde yarar değil, güzellik ararlar.<br />
Tarihteki mutIu dönemlere duyulan özlem, yabancı ülkelerin manzara ve gele*nekleri işlenen konulardır.<br />
Pamasyenler Eski Yunan ve Altın mitolojisine büyük hayranlık duyarlar. Do*layısıyla ele alınan bazı konular klasisizmle benzerlikler taşır.<br />
Başhca temsilcileri:<br />
Th. Gautier<br />
T.D. Banville François Coppee J.Maria de Heredia<br />
SEMBOLİZM (SiMGECİLİK)<br />
19.yüzyılın ikinci yarısında pamasizme tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır.<br />
Pamasyenler insan duygularına, izlenimlere önem vermiyorlardı. Onlar için önemli olan gerçekti, düşüncelerdi.Sembolistler bu anlayışa karşı çıkmış, duygu*sallığa, insanın iç dünyasına yönelmişlerdir. Onlara göre somut varlıklar, dış dün*ya ile insanın duyuları arasında köprü kurmaya yarayan birer simgedir. Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur. Yani insan onu nasıl algılıyorsa öyle değerlendirilir. Sembolistier, semboller aracılığıyla dış çevrenin insan üze*rindeki etkilerini ve izlenimlerini anlatmışlardır.<br />
Şiiri sessiz bir şarkı olarak tanımlamışlar ve müziği şiirin amacı durumuna ge*tirmişlerdir. Onlara göre şiir düşüncelere değil duygulara seslenmelidir; çünkü şi*ir bir şeyanlatmak için yazılmaz.<br />
Şiirde anlam kapalı olmalıdır ve herkes kendince yorum getirebilmelidir. Söz-<br />
cüğün anlam değerinden çok müzikal değeri önemlidir. Anlam kapanıklığı ve farklı çağrışımlar yaratabilme amacı, bol bol mecaz ve istiarelerin kullanılmasına yol açmış, dolayısıyla dil de ağırlaşmıştır.<br />
Gerçeklerden kaçma, hayale sığınma, çirkinlikleri hayal yardımıyla güzelleş*tirme, bunlara bağlı olarak ortaya çıkan karamsarlık, sembolizmin en belirgin özelliklerindendir.<br />
Durgun sular, ay ışığı, alacakaranlık, tan ağartısı, perdede gezinen gölgeler ve ölüm başlıca temalarıdır. Lirizm, bu anlayışın en önemli ögesi durumundadır.<br />
Pamasyenlerin genellikle “sone” nazım biçimini kullanmalarına karşın, sem*bolist1er daha çok serbest nazım biçimlerine yönelmişlerdir.<br />
Başhes temsilcileri.:<br />
Baudelaire Rimbaud<br />
Mallarme Verlaine Puşkin<br />
1 ı. Yağmur şiirinde tabiat, yağmurun yağmaya başlaması, sokakların durumu, gökyüzününaldığı haJ ile hayvanların hali göz önüne serilerek anlatılmıştır.<br />
12. Verilen mısradaki “yaslı şarkılar” (nevha-ger mağme-söz) ifadesi gerçek anlamı dışında kullanılmıştır. Çünkü “yaslı” sözcüğü insan için www.dersnotlari.biz kullanılırken bu dizede şarkı için kullanılmıştır.<br />
Şiirde ayrıca “çekingen darbeler, ağlaşan seller, can çekişen dalgalanmalar, so*ğuk gölge, sönen heyula, hayalet, solgun, tükenmiş kadın, hazin kuşlar, ruhumun kulağı, soğuk bir sessizlik, heves dolu damlalar” gibi birçok ifade gerçek anlamı dışında kullanılmıştır.<br />
13. Verilen imgeler Tanzimat Döneminden farklı olarak Servet-i Fünun şairle*rinin yeni ve eski kalıplarından çok farklı imge ve tamlama bulma arzularının yan*sımasıdır.<br />
14. a.<br />
“muhteriz darbeler” ~ teşhis (kişiselleştirme)<br />
“Sokaklarda seyl-abeler ağlaşır” ~ teşhis (kişiselleştirme)<br />
“gfiş-ı ruhum” ~ teşhis<br />
“sükun u tanin” ~ tezat<br />
b. Söz sanatları Yağmur şiirinin ahengini ve söyleyişini yansıtmakta birer araç olarak kullanılmıştır.<br />
15. Yağmur şiirindeki beyitler ile bentler divan şiiri ve Tanzimat şiiri gelene*ğiyle ilişkilidir. Şiirde hem eski hem de yeni unsurlar bir arada kullanılmıştır. Şi*irdeki tema, şairin duyuş ve gözlemlerini yansıtacak şekilde işlenmiştir.<br />
16. Yağmur şiiri bireysel duyguların dile getirildiği bir şiir olması dolayısıyla döneminin sosyal şartlarından uzak bir şiirdir. Kültürel anlamda ise ancak Servet*i Fünunun şiir anlayışıyla ilişkilendirilebilir.<br />
17. Yağmur şiirinde anlatılanların herkeste aynı duygu ve ruh halini yansıtma*nı beklenemez. Şiirde anlatılanlar Fikret’in ruh halini yansıtmaktadır. Bu durum, edebi eserlerin çok anlamlılığıyla ilgilidir.<br />
18. Yağmur şiirindeki, yağmura atfedilen ifadeler ve yağmurun şairin zihninde yarattıkları hayal unsurları, “yağmur”un kendisi ise bir gerçeklik unsuru olarak yorumlanabilir.<br />
19. Şiirde anlatılan olaylar, yaşananlar, şairin yani anlatıcının gözlem, duygu ve ruh halini yanısıttığı için ona özeldir. Bu da olaylar ile anlatıcı arasında sıkı bir ili*şiki olduğunun göstergesidir.<br />
3.ETKINLIK Şiirin günümüz Türkçesi bölümünde verilen hali bir düz yazı metni gibi düşü*nülürse, şiirdeki anlamın değil, ahengin, duygu halinin ve şiirin okuyucu üzerin*deki etkisinin kaybolduğu görülmektedir.<br />
20. Tevfik Fikret<br />
(24 Aralık 1867, İstanbul – 19 Ağustos 1915), 1888′de Galatasaray Lisesi’ni bi*tirdi ve yine Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik yapmıştır. Devlet dairelerinde memuriyet, okullarda öğretmenlik yaptı. Okul yıllarında başladığı şiirle ilgilen*meyi sürdürdü.<br />
Servet-i Fünun dergisinin çevresinde şekillenen topluluğa katıldı. İlk kitabı Ru*bab-ı Şikeste (Kırık Saz) 1900′de yayımlandı. Tevfik Fikret’in Türk şiirinin Batılı bir kimlik kazanmasında rolü büyüktür. Fikret Abdülhak Hamit’in ve Galatasaray Sultanisi’nden hocası olan Recaizade Mahmut Ekrem’in tesiriyle Batılı anlayışta*ki şiire yönelmiştir. Fikret’in Servet-i Fünun anlayışına bağlı şiirlerinde işlediği konular özellikle aşk, tabiat ve günlük yaşamda karşılaşılan bazı küçük sorunlar*dır. Fikret, Servet-i Fünun topluluğunun dağılmasından sonra yazdığı şiirlerde toplumsal konulara yönelir.Bu şiirlerinin ana teması “hürriyet” ve “medeniyet”tir. İlk şiirlerinde sanat için sanat düşüncesinde olan şair, daha sonraki şiirlerinde top*lumcu bir anlayışa yönelir. Toplumu sıkan hürriyetsizliğe karşı yazdığı “Sis” şii*ri, büyük yankı uyandırır. Fikret,sanatının bu ikinci döneminde insanları birbirine<br />
düşürdükleri için bütün dinlere düşmandır. Tarihe ve kutsal değerlere de karşıdır. Fikret şiirlerinde çoğu zaman aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şiirde beyit bütünlüğü*nü kırmış,anlamın bir beyitte tamamlanması geleneğini ortadan kaldırmıştır.Naz*mı nesreeşiiri düz yazıya)yaklaştırmıştır. Fransız şiirinden alınan soneyi şiirlerin*de kullanmış, divan şiirinin müstezat nazım şeklini tanınmaz hale getirerek “ser*best müstezat”biçimini geliştirmiştir. Fikret, pamasizm akımından etkilenmiştir ve pamasyenlere bağlıdır.Fikret’in “manzum hikaye” türünde şiirleri vardır;Balık*çılar,Nesrin,Ramazan Sadakası,Hasta Çocuk”gibi. Fikret çocuklar için yazdığı şi*irleri hece ölçüsünü kullanarak yazmıştır ve bu şiirlerini “Şermin “adlı bir kitapta toplamıştır.Şiir1erini “Rübab-ı Şikeste” ve “Haluk’un Defteri” adlı kitaplarda top*lamıştır.<br />
Tahsin Nahit<br />
Tahsin Nahit (d. 1887, İstanbul – ö. 12 Mayıs 1919, İstanbul), Galatasaray Spor Kulübü’nün 9 numaralı kurucu üyesidir. Hukuk eğitimi almıştır, şair ve oyun ya*zarıdır. Fecr-i Ati akımının bir üyesidir.<br />
Eserleri Oyun:<br />
Hicranlar (1908)<br />
Jön Türk (1909) Kösem Sultan (1912) Fİrar (1911)<br />
Şiir:<br />
Ruh-ı Bfkayd (1911)<br />
Şiirdeki karamsar ruh halinin Tevfik Fikret’i yansıttığı rahatlıkla söylenebilir.<br />
Bunun yanında Servet-i Foouncuların genel özelliği olan tablo gibi şiir yazma an*layışıyla, parnasizm aklIDlDlD özellikleri şair ile eseri arasındaki bağlantılardır.<br />
zrmbilisim katkıları ile 2009 seo yarışmasına katılan herkese başarılar www.dersnotlari.biz yönetimi.<br />
2.METIN<br />
5.ETKINLIK<br />
… uçuş&gt; . -uş: tam kafiye<br />
…. kuş<br />
… kar &gt; -ar: tam kafiye<br />
… arar<br />
… şeydası ~ -sı: redif<br />
Şiirin ritmi, aruz ölçüsüyle sağlanmıştır. Ayrıca şiirdeki her türlü ses benzerli*ği şiirin ahengini sağlayan unsurlardandır.<br />
2. Grup: Elhan-ı Şita adlı şiir üç bent, iki dörtlük ve altı beyitten oluşan hem divan hem de Batı şiiri ile halk şiiri etkilerini taşıyan bir yapıya sahiptir.<br />
ı. Verilen bentte kar yağışının ritmi sağlanmaya çalışılmıştır. Karın yağış ritmi tüm şiirde verilmiş, tıpkı Yağmur şiirinde olduğu gibi, resim gibi şiir yazma anla*yışına uyulmuştur.<br />
2. Elhan-ı Şita şiirinin birimleri üç bent, iki dörtlük ve altı beyitten ibarettir. Bu birimler şiirin teması olan “kar”etrafında bir araya gelerek şiiri oluşturmuşlardır. 6.ETKINLIK’<br />
ı. Grup: Behçet Necatigil’in Kar Kar adlı şiirinde kar ve kar- kinayeli kullanıl*mıştır. Şair, şiirde bu iki sözcüğü tüm şiir boyunca gelişen bir tema içinde işlemiş*tir.<br />
2. Grup: Herman Hesse’nin şiirinde kış teması işlenmiş ve bu tema şiirde sü*rekli gelişen, üstünde bir şeyler söylenen bir şekilde verilmiştir.<br />
Farklı dönemlere ve ülkelere ait şiirlerde de aynı temanın işlenmesi, temanın evrensel bir nitelik taşıdığını göstermektedir.<br />
3. Elhan-ı Şita şiirindeki kar temasıyla, Yağmur şiirindeki yağmur teması Ser*vet-i Fünun Döneminde doğanın ve izlenimlerinin tema olarak seçildiğini gös*termektedir.<br />
Ayrıca Tanzimat Dönemi şiirlerinden farklı olarak bireysel temalaı:ın, duyuş ve algılayışın ön planda olduğu görülmektedir.<br />
4. Verilen bentte doğal dil, şairin algılayışla şiir, diline özgü söyleyişlerle, ken*di anlamları dışına taşarak kullanılmıştır.<br />
5. Elhfin-ı Şitfi şiirinde anjamaman özelliği taşıyan mısralar şunlardır: – Eşini gaib eyleyen bir kuş<br />
gibi kar<br />
Geçen eyyam-ı nevbaharı arar<br />
- Kapladı bir derin sükuta yeri karlar Ki hamilşane dem-b e-dem ağlar<br />
- Bir beyaz rişe-i cenah-ı melek gibi kar Seni solgun hadikalarda arar<br />
- Na’şın üstünde şimdi ey mürde Başladı parça parça pervaze karlar<br />
Ki semadan düşer düşer ağlar<br />
- Küçücük, ser-sefid baykuşlar gibi kar Sizi dallarda, lanelerde arar<br />
- Yuvalarda -yetim-i bi-efgan!*Son kalan ma-i tüyleri kovalar karlar Ki havada uçar uçar ağlar<br />
- Destinde ey sema-yı şita til de tildedir Berg-i semen, cenah-ı kebilter, sehab-ter … Dök ey sema -revan-ı tabiat gunildedir;*Hak-i siyahın üstüne safi şükilfeler!<br />
- Her şahsar şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek!*Bir tüde-i zılal ü siyah-reng ü na-ümid … Ey dest-i asman-ı şita, durma, durma çek Her şahsarın üstüne bir sütre-i sefid!<br />
- Bir bad-ı hamüşun per-i safında uyuklar Tarzında durur bir aralık, sonra uçarlar.<br />
- Soldan sağa, sağdan sola lerzan ü girizan, Gah uçmada tüyler gibi, gah olmada rizan.<br />
- Ezhar-ı baharın yerine berf-i sefidi, Elhan-ı tuyGrun yerine samt-ı ümidi.<br />
Bu durum şili dilinin nesir diline yaklaştığını göstermektedir.<br />
6. Elhan-ı Şita şiirindeki tabiatla ilgili ifadeler, betimlerneler (tasvirler) yapıla*rak verilmiştir. Bu özellik resim sanatıyla ilişkilendirilebilir. Bu bakımdan şiir par*nasizm akımının özelliklerini yansıtmaktadır.<br />
7. Elhan-ı Şim şürindeki yan anlamlı kelime ve ifadeler:<br />
“Beyaz titreyiş, dumanlı uçuş kalplerin çılgın ezgileri, güvercinlerin şarkıları, derin sessizlik, beyaz melek kanadının saçağı, mavi tüyler, tabiatın ruhu, gölgeler siyahlıklar ve ümitsizlikler yığını, beyaz örtü, emelller gibi yağan kar, hayal gibi koşan kar, sessiz rüzgar, saf kanat, sükut ilahilerinin ezgileri, semanın eli, cömert*liğin eli, kışın eli, kuşların ezgileri, ümit sessizliği.”<br />
8. Verilen imgeler Tanzimat Döneminden farklı olarak Servet-i Fünun şairleri*nin eski kalıplardan çok farklı, yeni imge ve tamlama bulma arzularının yansıma*sıdır. Bu imgelerin kullanılma nedeni bireysel duyuş ve düşünüşü en yeni ve fark*lı biçimde yansıtma arzusudur.<br />
9. a. Birinci beyitte karlar emellere ve hayallere benzetilerek teşbih; karın koşması ifadesiyle de teşhis sanatı yapılmıştır.<br />
İkinci beyitte karın uyuklaması ifadesiyle teşhis, rüzgarın kanadı ifadesiy*le istiare sanatı yapılmıştır.<br />
b. Söz sanatları şiirin ahengini sağlamakla birlikte aynı zamanda anlatıl*mak istenenin de daha etkili anlatılmasını sağlamaktadır.<br />
10. Elhan-ı Şita şiirinde anlatılanların herkeste aynı duyguları uyandırması beklenemez. Bu durum edebi metinlerin çok anlamlılığıyla ilgilidir. Edebi metin okurun duygu, zevk, kültür düzeyi, bilgi birikimine göre anlam kazanan bir sanat eseridir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cicisohbet.com/9-sinif-edebiyat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10. Sınıf Edebiyat Kitabı Cevap Anahtarı</title>
		<link>http://www.cicisohbet.com/10-sinif-edebiyat.html</link>
		<comments>http://www.cicisohbet.com/10-sinif-edebiyat.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 11:58:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>CiCiSohbet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim BiLimLeri]]></category>
		<category><![CDATA[10. sınıf edebiyat cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[10. sınıf edebiyat ders notları]]></category>
		<category><![CDATA[10. sınıf edebiyat kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[10. sınıf edebiyat kitabı cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[10. sınıf edebiyat konu anlatımı]]></category>
		<category><![CDATA[10. sınıf edebiyat konuları]]></category>
		<category><![CDATA[10. sınıf edebiyat yazılı]]></category>
		<category><![CDATA[10. sınıf edebiyat yazılı soruları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cicisohbet.com/?p=593</guid>
		<description><![CDATA[SAYFA 10 ödevi: 10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları 1- B 2- D 3- edebi eserler tarihi olayları yansıtır ve bilgi verir. 4- D, D, Y 5- uygarlık tarihini, atom bombasının atılmasını 6- edebi eselerden hareketle bir milletin duygu ve düşüncede geçirdiği evreleri inceler: edebiyat tarihi Toplumların yaşadıkları olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde inceler: tarih Toplumların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SAYFA 10 ödevi:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1- B<br />
2- D<br />
3- edebi eserler tarihi olayları yansıtır ve bilgi verir.<span id="more-593"></span><br />
4- D, D, Y<br />
5- uygarlık tarihini, atom bombasının atılmasını<br />
6- edebi eselerden hareketle bir milletin duygu ve düşüncede geçirdiği evreleri inceler: edebiyat tarihi<br />
Toplumların yaşadıkları olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde inceler: tarih<br />
Toplumların yaşamlarını her bakımdan inceler: uygarlık tarihi<br />
Fikir duygu ve hayallerin söz veya yazı ile edebi şekilde ifade edilme sanatıdır: edebiyat<br />
SAYFA 11 ödevi:<br />
1-a) tarihi daha iyi öğrenebilmek için dönemlere ayrılmıştır. Tüm dünyayı etkilediği için bu olaylar kullanılmıştır.<br />
b) evet<br />
SAYFA 12 ödevi:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1-a) göç destanı<br />
Kişiler: Uygur sultanı<br />
Zaman: Uygurlar dönemi<br />
Mekan: turfan, selenge, tola ırmakları ve çin<br />
Mitolojik unsurlar kullanılmıştır ve olağanüstüdür.<br />
Zihniyet: gelenek görenekleri, savaşları, akrabalıkları, yaşayışları görülüyor.<br />
Kıssa-i Yusuf ödevi:<br />
Yapı: beyitlerle yazılmıştır. Mesnevidir. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Hz.Yusufun hayatı anlatılmıştır<br />
Dil ve anlatım: islamiyetin etkisiyle ortaya çıkan Osmanlı Türkçesi<br />
Zihniyet: İslam kültürünün edebiyata yansıması<br />
Araba sevdası ödevi:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
Yapı: bihruz beyin hayatı. Batılılaşmanın etkisi. Bihruz beyin evinde geçmiş bir metin<br />
Dil ve anlatım: batı kültüründen etkilenerek yazılmış. Düz yazı<br />
Zihniyet: Tanzimat dönemiyle batılılaşmanın etkisi<br />
b) destan: İslamiyet öncesi dönem<br />
mesnevi: İslami dönem<br />
roman: batı etkisinde gelişen türk edebiyatı dönemi<br />
SAYFA 13 ödevi:<br />
2- a) gazel:<br />
Beyitlerle yazılmıştır. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Dili ağırdır. Yabancı kelimeler çoktur. Divan edebiyatı ürünüdür.<br />
Koşma:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
Dörtlüklerle yazılmıştır. Hece ölçüsü kullanılmıştır. Dili sadedir. Aşık tarzı halk edebiyatı ürünüdür.<br />
b) halk edebiyatı halka divan edebiyatı ise okumuşlara hitap eder.<br />
SAYFA 14 ödevi cevapları:<br />
1- E<br />
2- D<br />
3- D<br />
4- mesnevi: beyit<br />
Roman: batı uygarlığı<br />
Destan mitolojik öğeler<br />
5-D, D, Y<br />
SAYFA 15 ödevi cevapları:<br />
1- E<br />
2- E<br />
3- E.<br />
4- D, D, D<br />
5- tercümanı ahval, batı etkisinde gelişen türk edebiyatı, şiir ve inşa<br />
6- D<br />
7- C<br />
8- İslamiyet .öncesi türk edebiyatı: Şamanizm, yuğ, göktanrı, bozkurt<br />
İslami dönem türk edebiyatı: tasavvuf, kaside, minyatür, aruz<br />
Batı etkisinde gelişen türk edebiyatı: roman, opera, gazete, batılılaşma<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
9- D<br />
10- A<br />
11- D<br />
12- yaşadığı dönemin etkisinde kaldığı için<br />
13- C<br />
SAYFA 17 ödevi cevapları:<br />
1- geçim kaynakları hayvancılık. Yaşam biçimleri göçebelik<br />
2- a) insanlar olayları hep bir bahane bularak ondan olduğuna inanıyorlar ve olayları böyle kapatıyorlar<br />
b) uzayda yaşam olup olmadığını merak ediyorlar.<br />
SAYFA 18 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1- a) parçalarda belli oluyor<br />
b) olağanüstü nitelikleri ortaya koyuyor<br />
c) çözüm bulamadıkları konulara olağanüstülük katmışlardır.<br />
SAYFA 19 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
2- destanları milletler dilden dile yaşatıyorlar. Her millet bir destan dönemi yaşamıştır<br />
SAYFA 20 ödevi cevapları:<br />
1- E<br />
2- D, D, D, Y<br />
3- C<br />
4- mitolojik<br />
SAYFA 21 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
Hazırlık sorusu: nesilden nesile ağızdan ağza aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Bir de kaşarlı mahmutun divan-ı lügatit türk adlı kitabında yazmaktadır.<br />
SAYFA 23 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1- ergenekondan çıkmak için yol aramaları ve çıkmaları<br />
Börtö çenenin bütün boylara haber göndererek ergenekondan çıktıklarını haber vermeleri<br />
Tatarlarla tekrar savaşıp kazanmaları<br />
2- a) vergi alınmış, devlet yapısı güçlüymüş.<br />
Zihniyet: bağımsızlık için uğraşmaları<br />
Hayvancılıkla uğraşıyorlarmış. Çadırları ve sürüleri varmış.<br />
b) Türkler kağanlar tarafından yönetiliyormuş. Göçebelikten yerleşik hayata geçmişler. Savaşçı bir millet.<br />
3- nevruz bayramı<br />
SAYFA 24 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1- A<br />
2- D<br />
3- Y, D, D<br />
4- sözlü edebiyat ürünleri söylendikleri dönemin özelliklerini taşır. Geçmiş dönemlerin yaşam biçimleriyle ilgili bilgi verir. Bundan dolayı türk kültürü için önemlidir.<br />
5- sözlü edebiyat ürünü: destan<br />
Türk destanlarındaki ortak motif: demir<br />
Ergenekondan çıkış günü: nevruz<br />
6- mitolojik, mit<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
Etkinlik ödevi cevapları:<br />
Kam: büyücü, doktor<br />
Baksı: büyücü, doktor<br />
Ozan: halk şairi<br />
Şaman: din adamı<br />
.SAYFA 25 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1- sevindikleri zaman insanlar dışa dönük olurlar. Mutluluklarını belli ederler. Yüzleri güler. Ölümler karşısında üzülürler ve içlerine kapanırlar.<br />
2- ağıt ve mersiye de ölüm karşısında duyulan duygudan bahsedilmiştir. Gazel ve güzelleme de aşktan bahsedilmiştir.<br />
SAYFA 27 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1- a) ölüm, acı, yas, son<br />
b) bunu yapması kolay yaparsınız<br />
c) inanmadıklarını göstermek için<br />
2- a)<br />
1. dörtlük: -dı mu, -di mü: redif , -l: yarım uyak<br />
2. dörtlük: -tur, -tür: redif<br />
3. dörtlük: -ok: redif<br />
4. dörtlük: -rup, -rıp: redif<br />
5. dörtlük: -yu, -yü: redif<br />
6. dörtlük: -dı, -di: redif<br />
7. dörtlük: -dı, -di: redif<br />
8. dörtlük: -dı, – di: redif<br />
9. dörtlük: -çıdı: redif, -n: yarım uyak<br />
b) ölçü: 7li hece ölçüsü, kalıp: 4+3<br />
c) anlamı kuvvetlendirir<br />
ç) tema: alp er tunganın ölümü, konu: ölüm<br />
3- deyimler:<br />
- bent, benzi sarardı<br />
- öç almak<br />
- feryat etmek<br />
- yarayı deşmek<br />
- niyet etmek<br />
4- a)<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
Kişileştirme ödevi cevapları:<br />
- dağların başı (bile) kertilir<br />
- felek iyice zayıfladı<br />
Benzetme:<br />
- erkekler kurtlar gibi hep birlikte uluyor<br />
- (yüzlerine) safran sürülmüş (sanırsınız)<br />
Abartma:<br />
- yakalarını yırtıyor ve çığlık atıyorlar<br />
- (bu etler vücuttan sarkıyor ve) yerlere değip sürükleniyor<br />
b) şiire zenginlik katıyor ve akılda daha kalıcı olmasını sağlamaktadır.<br />
SAYFA 28 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1- 1. koşuk: bahar<br />
2. koşuk: zafer(savaş)<br />
3. koşuk: ayrılık(vefasız sevgili)<br />
2- a)<br />
1. koşuk: -şıp, -şip: redif<br />
2. koşuk: -uldı: redif<br />
3. koşuk: -dım, -dim: redif<br />
b) ölçü: 7li hece ölçüsü, kalıp: 4+3<br />
3- deyimler:<br />
- yüz yüze gelmek<br />
- hayretler içinde kalmak<br />
- yerden bitmek<br />
- kurulmak<br />
- ekin biçmek<br />
SAYFA 29 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
4- kişileştirme:<br />
- mor ile yeşil yüz yüze geliyor<br />
- ve birbirlerine sarılıyorlar<br />
Benzetme:<br />
- düşman) askeri ekin (biçilir) gibi biçildi<br />
- (gözlerim) yağmur gibi kan(lı yaşlar) saçıyor (şimdi)<br />
Abartma:<br />
- insan(bu renk cümbüşünü görünce) hayretler içinde kalıyor<br />
- yuvarlak otağ(ım) kuruldu<br />
ANLAMA VE YORUMLAMA<br />
Sagu ile koşuk arasındaki benzerlikler:<br />
İkisi de sözlü edebiyat ürünüdür. İkisi de 7li hece ölçüsüyle yazılmıştır. İkisinde de deyimler ve edebi sanatlar vardır. Her ikisi de dörtlüktür. İkisinin de kalıbı 4+3 tür. Uyak şemaları aynıdır.(düz uyak)<br />
Farklılıklar:<br />
Sagunun nazım şekli: sagu<br />
Tema: acı<br />
Koşukun nazım şekli: koşuk<br />
Tema: sevinç, savaş, aşk<br />
SAYFA 30:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME<br />
1- D<br />
2- ağıt<br />
Doğa, aşk, yiğitlik<br />
3- eski devlet büyüklerinin ölümü üzerine söylenen ağıt: sagu<br />
Coşku ve heyecanın dile getirildiği manzume: koşuk<br />
Eski Türklerde şair, din adamı: şaman<br />
4- Y, D, Y, D<br />
SAYFA 37 ödevi cevapları:<br />
1- oğuz kağanın doğuşu. Oğuzun gençliği. Oğuzun göğün kızı ile evlenmesi. Oğuzun yerin<br />
Kızı ile evlenmesi. Oğuz hanın Türklerin büyük kağanı olması. Oğuz hanın batıda idil boyu akınları. Oğuz hanın Kıpçak akını. Karluk türk boylarının türeyişi. Kalaç türk boylarının türeyişi. Cürçed akını ve kanglı türk boylarının türeyişi. Oğuz hanın güney akınları. Oğuz hanın altı oğluna hanlık vermesi. Oğuz hanın büyük bir şölen vermesi.<br />
TİP ÇÖZÜMLEME TABLOSU:<br />
Tip nasıl bir insandır?<br />
- olağanüstü özelliklerle doğmuş ve büyümüş. Halkı için hiçbirşeyden korkmayan kişidir.<br />
Tip durağan mıdır, dinamik midir?<br />
- dinamik<br />
Destanın hangi kısmı sizin tip hakkında böyle düşünmenize neden oldu?<br />
- doğuşu ve gençliği. Yaptığı savaşlar. Türk boylarının üzerine gitmesi<br />
Sosyal ortam ve çevre bu tipi nasıl etkilemiştir?<br />
- olağanüstü özellikler sergilediği için halkın ondan beklentisi fazladır<br />
Bu tipin sizin toplum yapınızdan farkı var mı?<br />
- var<br />
Bu tipin diğer tipler üzerinde etkisi var mı?<br />
- var<br />
Tip kendi kişiliğinin farkında mı?<br />
- farkında<br />
Sizce gerçek hayatta bu destandaki tip gibi davranan biri olabilir mi?<br />
- olamaz<br />
SAYFA 38 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
3- a) kağanların kağanı, yerin göğün kağanı, türk boylarının dize getirilişi<br />
b) oğuz kağanın hayatı<br />
4- hayır. Birilerinin benden bu kadar çok şey beklemesi beni rahatsız eder<br />
5- zaman: belirli bir zaman dilimi yoktur<br />
Mekan: idil boyu, Kıpçak boyu, orta asya<br />
Mekanın anlatımı: sadece yer isimleri verilmiş<br />
Kişiler: oğuz kağan, 6 oğlu, 2 eşi<br />
Kişilerin olay örgüsündeki işlevi: oğuz kağan akınlar yapmakta ve halkın beklentilerini yerine getirmektedir<br />
6- a) birçok var<br />
b) dilden dile, nesilden nesile aktarılarak bu hale gelmiştir<br />
2. etkinlik: İslamiyet öncesi türk edebiyatı dönemi<br />
8- ilahi bakış açısıyla bahaeddin ögel<br />
SAYFA 40 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1- nesnel bir anlatım sergilemiştir. Gören birisi olarak anlatmıştır.<br />
2- olaylar günlük dilden alıntılar yapılarak lirik bir dil kullanılmıştır. Manzum bir şekilde yazılmıştır.<br />
3- bunlarla beraber dile coşku gelmiştir<br />
4- destan dili abartılıdır. Doğal dil sade bir yapıya sahiptir.<br />
5- destan dili karışık, abartılı, liriktir. Gerçekçi değildir. Roman düzdür. Olağanüstülük yoktur. Gerçeğe yakındır.<br />
6- amaç toplumu eğitmektir. Destanlarda idealize edilen tipler sayesinde toplum düzeninin yükseltmektedir<br />
7- varolan döneme ait dönemin özelliklerini içerir. Nesilden nesile aktarılırken olağanüstülük artmıştır<br />
8- o dönemin kahramanlıklarının nasıl geçtiğini anlatır<br />
SAYFA 41:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
Doğal destan ile yapma destan arasındaki benzerlikler:<br />
Her ikisinde de olağanüstü öğeler vardır. Anlatımları liriktir. Topluma yer veren olaylar vardır. Temaları benzerdir. Toplumu eğitmek için yazılır. Manzumdur.<br />
Farklılıklar:<br />
Doğal destan: anonimdir. Belli bir oluşum süreci vardır. Mitolojik öğeler oldukça fazladır. Zamanı belli değildir.<br />
Yapma destan: yazarı bellidir. Belli bir oluşum süreci yoktur. Mitolojik öğeler fazla değildir. Zamanı bellidir.<br />
1-Tema nedir: kahramanlık, savaş, aşk, halkı ve toplumu derinden etkileyen olaylar ve bu olaylardaki etkili kişiler<br />
Dil ve anlatım: manzume şeklinde yazılır<br />
Mekan: bazen yer isimleri verilirken betimleme yapılır. Bazen de sadece yer isimleri verilir<br />
Zaman: belirsiz bir zaman anlayışı vardır<br />
Olay örgüsü: olağanüstü öğelerle zenginleştirilerek geniş bir olay örgüsü sağlanmıştır<br />
2- bu dönem edebiyatı müzik eşliğinde dile getirilmiştir. Hece ölçüsü kullanılmıştır. Nazım birimi dörtlüktür. Döneme göre dil sadedir. Anonimdir. Dizelerde genel olarak yarım uyak hakimdir. Daha çok aşk, doğa ve ölüm konularını işler.<br />
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME konusu:<br />
1- C<br />
2- D<br />
3- E<br />
5- D, Y, Y<br />
6- ilyada<br />
Toplumsal<br />
SAYFA 43 ödevi cevapları:<br />
10. Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Cevapları<br />
1-Yazının icadından önce insanlık tarihi:<br />
Yazının icadından önceki dönemde bilgiler gelecek kuşaklara aktarılmadan önce yok olmaktadır. Bu nedenle de ilerleme çok yavaş olmuştur. İnsanlar gündelik bilgilerle yetinmek zorunda kalmışrı.<br />
Yazının icadından sonra insanlık tarihi:<br />
Sümerlilerin yazıyı icat edişiyle birlikte bilgiler gelecek kuşaklara aktarılmış ve insanlık tarihi bu dönemden sonra hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır<br />
2- kısacası insanlar daha cahil olurdu.<br />
SAYFA 44 ödevi cevapları:<br />
1- yaptıkları savaşlar anlatılıyor.çinliler anlatılıyor. Ve bu abideyi diktirdiğini söylüyor.<br />
2- sesleniş, öğütler, milletime uyarılar<br />
3- azimli, olayları doğru değerlendiren, milleti için her türlü fedakarlığı yapmış olan biri<br />
4- b) türk milletine, türk gelenek ve göreneklerine sahip çıkarsan yaşarsın<br />
5- düzgün cümleler kurulmuştur. Cümleler kısa ve anlaşılırdır. Yabancı kelimelere yer isimleri dışında rastlanmamıştır.<br />
SAYFA 45 ödevi cevapları:<br />
6- a) hükümdarın tanrı tarafından seçilen kutlu birisi olduğuna inanılmıştır. Savaşlar yapıldığını anlaşmalar yapıldığını anlatmaktadır. Göktürklerin tarihi hakkında da bilgi edinebiliriz<br />
b) günlük yaşamda kullanılan unsurların alfabeye yansıdığını görüyoruz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cicisohbet.com/10-sinif-edebiyat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

